Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Yapay Zekâ ve Hukuki Sorumluluk – 2025’te Türkiye’de ve Dünyada Gelişmeler
Yapay zekâ (YZ), son yıllarda teknolojik gelişmelerin en dikkat çekici unsurlarından biri haline gelmiştir. Artık yalnızca bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz yapay zekâ sistemleri; bugün sağlık, finans, ulaşım, hukuk, eğitim ve hatta günlük sosyal iletişim süreçlerimizde kullanılmaktadır. Chatbotlardan otonom araçlara, sağlık tanı sistemlerinden finansal algoritmalara kadar geniş bir kullanım alanı, hukuki düzenlemeleri de kaçınılmaz hale getirmiştir.
Ancak yapay zekâ teknolojilerinin gelişimi, beraberinde ciddi hukuki tartışmaları da doğurmaktadır. Yapay zekânın hata yapması halinde kimin sorumlu olacağı, kişisel verilerin işlenmesi, algoritmik ayrımcılık ve şeffaflık gibi konular, hem Türkiye’de hem de dünyada güncel hukuki meseleler arasında öne çıkmaktadır.
Bu makalede, Türkiye’de yapay zekâya ilişkin mevcut hukuki durum, Avrupa Birliği’nin 2025 itibarıyla yürürlüğe giren Yapay Zekâ Yasası (AI Act) ve hukuki sorumluluk tartışmaları ele alınacaktır.
Türkiye’de yapay zekâya ilişkin doğrudan ve özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak mevcut kanunlar, yapay zekânın yol açabileceği hukuki sorunların çözümünde dolaylı olarak kullanılmaktadır.
1. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK): Yapay zekâ sistemleri çoğu zaman büyük miktarda kişisel veriyi işler. KVKK çerçevesinde veri sorumlularının açık rıza, veri minimizasyonu ve aydınlatma yükümlülüklerine dikkat etmesi gerekmektedir.
2. Türk Borçlar Kanunu: Yapay zekânın yanlış karar vermesi halinde ortaya çıkan zararlar, sözleşmesel sorumluluk veya haksız fiil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmektedir.
3. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun: Yapay zekâ destekli ürün ve hizmetlerde meydana gelen ayıplı sonuçlar, tüketici hukukunun konusuna girmektedir.
4. Ceza Hukuku: Yapay zekânın sebep olduğu zararlı eylemler, ceza hukuku bakımından tartışmalıdır. Zira suçların faili insan olmak zorundadır; bu nedenle sorumluluk, üretici, sağlayıcı veya kullanıcı üzerinde kalmaktadır.
Türkiye’deki mevcut çerçeve, yapay zekâya özgü sorunları çözmekte yetersiz kalmakta, bu da yeni ve kapsamlı bir yasal düzenlemenin gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Avrupa Birliği, yapay zekâ konusunda kapsamlı bir düzenlemeyi hayata geçirmiştir. 2025 yılında yürürlüğe giren Yapay Zekâ Yasası (AI Act), dünyanın ilk kapsamlı yapay zekâ yasası olma özelliğini taşımaktadır.
Bu yasa, risk temelli bir yaklaşım benimsemektedir. Buna göre yapay zekâ sistemleri; kabul edilemez risk, yüksek risk, sınırlı risk ve asgari risk kategorilerine ayrılmıştır. Örneğin, biyometrik kitlesel gözetim sistemleri gibi uygulamalar tamamen yasaklanmıştır. Yüksek risk kategorisindeki sistemlere ise sıkı denetim, şeffaflık ve sertifikasyon yükümlülükleri getirilmiştir.
Türkiye açısından bakıldığında, AI Act’in doğrudan bağlayıcılığı bulunmasa da, AB ile ticari ve teknolojik ilişkiler nedeniyle bu düzenlemelere uyum kaçınılmazdır. Özellikle yapay zekâ yazılımlarını AB pazarına sunmak isteyen Türk şirketleri, AI Act standartlarına uygun hareket etmek zorundadır.
Bu nedenle Türkiye’nin de yakın zamanda yapay zekâya özgü ulusal bir yasal düzenleme yapması beklenmektedir.
Yapay zekâya ilişkin en büyük tartışma alanlarından biri, hukuki sorumluluğun kimde olduğu sorusudur.
1. Üretici Sorumluluğu: Yapay zekânın yazılımını geliştiren veya ürünü üreten firmaların, algoritmanın hatalarından sorumlu tutulması mümkündür. Bu, ürün sorumluluğu hükümleri çerçevesinde gündeme gelmektedir.
2. Kullanıcı Sorumluluğu: Yapay zekâyı kullanan kişinin, gerekli özeni göstermemesi halinde sorumluluğu doğabilir. Özellikle otonom araç kazaları bu tartışmayı gündeme getirmektedir.
3. Platform Sorumluluğu: Yapay zekâ destekli hizmetleri sunan platformların, gerekli denetimleri yapmaması halinde sorumluluğu söz konusu olabilir.
4. Ceza Hukuku Açısından: Yapay zekânın işlediği fiilin suç teşkil etmesi halinde, yapay zekânın fail olamayacağı açıktır. Bu durumda sorumluluk, fiili öngörüp engellemeyen insan aktörlere yüklenmektedir.
Bu tartışmalar, yapay zekânın bağımsız bir hukuki kişiliğe sahip olup olamayacağı sorusunu da beraberinde getirmektedir. Ancak günümüzde bu görüş, hem Türkiye’de hem de uluslararası düzeyde kabul görmemektedir.
Yapay zekânın hızla gelişmesi, hukuk sistemlerinin bu alana daha fazla yoğunlaşmasını zorunlu kılmaktadır. Türkiye’de önümüzdeki dönemde şu adımların atılması önem arz etmektedir:
- Yapay zekâya özgü kapsamlı bir çerçeve kanunun hazırlanması.
- Sorumluluk rejiminin açık ve öngörülebilir şekilde belirlenmesi.
- Kişisel verilerin korunması ve algoritmik şeffaflık konularında daha güçlü denetim mekanizmalarının kurulması.
- Avukatlar ve hukukçular açısından yapay zekâ ile ilgili danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması.
Sonuç olarak, yapay zekâ yalnızca teknolojik bir gelişme değil, aynı zamanda toplumsal ve hukuki düzenin yeniden şekillenmesini zorunlu kılan bir dönüşümdür. Türkiye’nin bu dönüşüme hazırlıklı olması, hem bireylerin haklarının korunması hem de teknolojik gelişmelerin sağlıklı bir şekilde topluma entegre edilmesi açısından hayati önem taşımaktadır.
2024-10-28