Karar künyesi:* Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/1557, K.2015/2021, T.30.09.2015
Temel sonuç:* Nafaka belirlenirken tarafların gerçekleşen ekonomik durumları, çocuğun ihtiyaçları ve hakkaniyet gözetilmeli; ödeme gücüyle orantısız bir tutara hükmedilmemelidir.
Kararın ele aldığı hukuki sorun
Karar, iştirak nafakasının belirlenmesi ve artırılması uyuşmazlığında hangi maddi olguların belirleyici olduğunu ve karar merciinin hangi delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir.
Uyuşmazlığın hukuki çerçevesi
İştirak nafakası değişmez bir tutar değildir. Çocuğun yaşı, eğitim ve sağlık giderleri ile ebeveynlerin ekonomik güçleri değiştiğinde nafaka yeniden belirlenebilir.
Kararın değerlendirdiği sorun, özellikle “Artırım için hangi değişiklikler aranır?” ve “Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü” başlıklarının somut olayda nasıl ayrılacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.
Karar merciinin vardığı sonuç
Nafaka belirlenirken tarafların gerçekleşen ekonomik durumları, çocuğun ihtiyaçları ve hakkaniyet gözetilmeli; ödeme gücüyle orantısız bir tutara hükmedilmemelidir.
Sonuç, önceki boşanma/nafaka kararı ile okul, servis, kurs ve sağlık giderleri gibi temel delillerin toplanması ve tarafların maddi vakıalarının doğru nitelendirilmesi gereğine dayanmaktadır.
Gerçek karar metni
Aşağıdaki metin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/1557, K.2015/2021, T.30.09.2015 künyeli kararın Bilgi Deposu’ndaki belgesinden alınmıştır. Sigorta Tahkim kararlarında taraf, adres ve iletişim bilgileri kişisel verilerin korunması amacıyla çıkarılmıştır.
Hukuk Genel Kurulu 2013/1557 E. , 2015/2021 K.
NAFAKANIN ARTTIRILMASI İSTEMİ
İŞTİRAK NAFAKASI
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 182
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 330
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 331
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 4
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki “iştirak nafakasının artırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.03.2012 gün ve 2011/658 E. 2012/265 K. sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.09.2012 gün ve 2012/13649 E. 2012/19945 K. sayılı ilamı ile;
( ...Davada, boşanma davasında müşterek çocuk için hükmedilen 150 TL iştirak nafakasının yetersiz kalması nedeniyle 1000 TL'ye arttırılması talep edilmiştir.
Davalı, yeniden evlendiği,düzenli bir işi ve sabit bir geliri olmadığı, nafaka arttırılacak olursa ödeyemeyeceğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile daha evvel hükmedilen 150 TL iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren 395 TL'ye arttırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
TMK.nun 330. maddesindeki düzenleme, nafaka miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir şeklindedir.
TMK'nun 331.maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir.
Somut olayda; davacının bekar olup, bir şirkette 900 TL ücretle çalıştığı, oturduğu evin babasına ait olduğu, müşterek çocuğun 2001 doğumlu olup, ilköğretim okulunda öğrenci olduğu, davalının ise işçi olup 680 TL ücretle çalıştığı, evli olup babasına ait evde oturduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, davalının gelir-gideri ile orantısız şekilde yüksek nafakaya hükmedilmiştir.
Mahkemece yapılacak iş; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE 12 aylık ortalama artış oranı nazara alınmak suretiyle, TMK’nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir miktara hükmetmekten ibarettir…)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, 30.09.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
3. Hukuk Dairesi 2015/10865 E. , 2015/18057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : MERSİN 2. AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/03/2015
NUMARASI : 2014/325-2015/188
Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesi ile; 2005 yılında 800 TL yoksulluk nafakası ile müşterek çocuk Seyhan Servet için 100 TL iştiraknafakasına hükmedildiğini, aradan 9 yıl geçtiğini ihtiyaçların arttığını, davalının inşaat mühendisi olduğunu, yan yol yapım işleri yaptığını, aynı zamanda Cat Borusan Makine adlı firma ile ortaklığı olduğunu, Pendik'de lüks bir villada oturduğunu, aralarında Porshe marka olan 8 adet araba ile 12 adet iş makinesinin bulunduğunu, bunların birçoğunu mal kaçırmak amacı ile yakınlarına devrettiğini, tasarrufun iptaline ilişkin davanın halen Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/294 Esas sayılı dosyasında görüldüğünü, ayrıca davalının eşinin bir bankada müdür yardımcılığı pozisyonunda çalıştığını, hükmedilen nafakanın ihtiyaçlar karşısında yetersiz kaldığını belirterek 800 TL yoksulluk nafakasının 2.000 TL ye çıkarılmasını, 100 TL olan iştirak nafakasının ise 1.500 TL ye çıkarılmasını ve her yıl ÜFE oranında artırım uygulanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının babasından dolayı maaş aldığını, organizatörlük işi yaptığını, gelirinin iyi olduğunu, müvekkilinin maddi durumunun kötüleştiğini, iflas noktasına geldiğini, Cat Borusan Makine firması ile ortaklığı olmadığını, müvekkilinin adına 2012 yılında 1 adet Porshce, 2 adet kango tipi araç olduğunu, müvekkilinin durumunun kötüleşmesi nedeni ile hepsini sattığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davacı için yoksulluk nafakasının 950 TL'ye, iştirak nafakasının ise 400'TL ye çıkarılmasına ve her yıl ÜFE oranında artırımına karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
İştirak nafakasının artırılması talebine ilişkin yapılan değerlendirmede;
TMK.'nın 182/2.maddesinde; velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır.
Velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf, ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür. Diğer taraftan, iştirak nafakası belirlenirken ana ve babanın ekonomik durumları gözönünde tutulmakla birlikte velayet hakkı kendisine tevdi olunmuş tarafın bu görev nedeniyle emeğinin ve yüklendiği sorumlulukların karşılığı olağan harcamaların da dikkate alınması zorunludur.
Mahkemece, nafaka takdir edilirken; çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçlarının yanında, ana-babanın gelir durumu da gözetilmeli venafaka yükümlüsünün (babanın) gelir durumu ile orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmelidir.
Somut olayda, dosyadaki bilgi ve belgelerden tarafların 2005 yılında boşandığı, boşanma kararı ile birlikte müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verildiği, Seyhan Servet'in 1999 doğumlu olup, lisede okuduğu, davacının babasından dolayı 3 ayda bir 3.232 TL maaş aldığı, davalının ise inşaat mühendisi olduğu, 2.000 TL gelirinin olduğu, yeniden evlendiği eşinin 1.750 TL gelirinin olduğu, Mersin'de bir dairesinin olduğu ayrıca, Mersin 2.İcra Ceza Mahkemisinin 2014/522 Esas- 2015/10 Karar sayılı kararı ile; davalının hakkında yapılan icra takibinden kısa süre önce adına bulunan tüm araçları ve sahibi olduğu şirket hisselerini kardeşi ve kayınpederine devrettiği, devrin amacının nafaka alacağı için yapılan icra takibini boşa çıkarmak olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı,nafakanın hükmedildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş , bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Yoksulluk nafakasının artırılması talebine ilişkin yapılan değerlendirmede;
TMK.nun 176/4.maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında öncekinafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ispat edilmemiştir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile düşük nafaka takdiri doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/4648
K. 2015/13921
T. 10.9.2015
• İŞTİRAK VE YOKSULLUK NAFAKASININ ARTIRIM DAVASI ( Yerel Mahkemenin Davayı Kısmen Kabul Ettiği Halde Davanın Kabulüne Şeklinde İfade Kullanmış Olmasının Bozma Nedeni Sayılacağı - Müşterek Çocukların Yaşı ve Eğitim Döneminde Oldukları/Babanın Gelir Durumu Değerlendirildiğinde İştirak Nafakasının Az Olduğu )
• ÇOCUKLAR İÇİN BELİRLENEN İŞTİRAK NAFAKASININ AZ OLDUĞU ( Babanın Gelir Durumun İyi Olduğu/Senede Muhtelif Aylarda İkramiye Aldığı/Kocanın Ailesi ile Birlikte İkamet Ettikleri - İştirak Nafakasının Az Olduğunun Kabulü/Çocukların Eğitim Döneminde Olduklarının Gözetileceği/Gelirle Orantılı Nafaka Tespiti )
• NAFAKANIN BABANIN GELİRİ İLE ORANTILI OLARAK TESPİT EDİLECEĞİ ( Yerel Mahkemece Belirlenen İştirak Nafakasının Az Olduğu - Babanın Düzenli İşi Bulunduğu ve Memur Statüsünde Olduğu/Aylık Gelirinin İyi Olduğu/Senede Muhtelif Aylarda İkramiye Aldığı/Babanın Ailesi ile Birlikte İkamet Ettiği/İştirak Nafakası )
• TARAFLARIN SOSYAL VE EKONOMİK DURUMLARININ GÖZETİLMESİ ( Çocukların Yaşı İtibariyle Eğitim Döneminde Bulunduğu - Babanın Memur Statüsünde Bulunduğu )
• ÇOCUKLARIN EĞİTİM DÖNEMİNDE OLDUKLARI ( Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları Gözetilediğinde Belirlenen İştirak Nafakasının Az Olduğunun Kabulü )
4721/m. 4,327,328,330,331
ÖZET : Dava, iştirak ve yoksulluk nafakasının artırımı talbine ilişkindir.Mahkeme davayı kısmen kabul etmiş olduğu halde davanın kabulü şeklinde ifade kullanılmış olması bozma nedenidir. durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler.Müşterek çocukların doğum tarihleri gözetildiğinde eğitim çağında oldukları, davalı babanın belediyede çalıştığı, aylık gelirinin 2400 TL civarında olduğu, ayrıca yılda muhtelif dönemlerde aldığı ikramiyelerin bulunduğu, ailesiyle birlikte ikamet ettiği, ikametin kira olduğu ve 620 TL kira ödediği anlaşılmıştır.Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaçları, iştirak nafakasına hükmedilen tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasındaki süre nazara alındığında ; mahkemece takdir edilen iştirak nafakası azdır.Davalı babanın tespit edilen geliri ile orantılı olacak şekilde TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki iştirak ve yoksulluk nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dilekçesinde; Davalı ile davacının Diyarbakır Aile Mahkemesinin 17/03/2011 tarih, 2010/872 E.-2011/329 K. sayılı ilamı ile boşandıklarını, boşanma ile müşterek çocuklar Yunus ve Hasan'ın velayetinin annesine verildiğini, aynı ilam ile davacı için 250 TL, müşterek çocuklar için 200'er TL nafakaya hükmedildiğini, ancak ağırlaşan hayat şartları karşısında, çocukların okul ve dershane giderlerinin artması sonucu müvekkilinin zor durumda kaldığını, 2010 yılında hükmedilen nafakanın yetersiz kaldığını bildirerek, davacı için takdir edilen 250 TL nafakanın 500 TL'ye, müşterek çocukların her biri için takdir edilen 200'er TL nafakanın 500'er TL'ye yükseltilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen nafakanın fahiş olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Yerel Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; "davanın kabulü ile, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, davacı lehine Diyarbakır Aile Mahkemesinin 2010/872 Esas sayılı dosyası ile davacı için bağlanan aylık 250 TL yoksulluk nafakasının aylık 300 TL'ye çıkartılmasına, müşterek çocuklar Yunus ve Hasan lehine bağlanan ayrı ayrı 200'er TL nafakanın dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ayrı ayrı aylık 230'ar TL'ye çıkartılmasına, davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
1- ) Temyiz istemine konu iş bu yargılama dosyasında yukarda da arz ve izah kılındığı üzere; davacı tarafından, davacı için 2010 yılında takdir edilen 250 TL nafakanın 500 TL'ye, müşterek çocukların her biri için takdir edilen 200'er TL nafakanın 500'er TL'ye yükseltilmesi talep olunmuş; yapılan yargılama neticesinde davacı lehine Diyarbakır Aile Mahkemesinin 2010/872 Esas sayılı dosyası ile davacı için bağlanan aylık 250 TL yoksulluk nafakasının aylık 300 TL'ye çıkartılmasına, müşterek çocuklar Yunus ve Hasan lehine bağlanan ayrı ayrı 200'er TL nafakanın dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ayrı ayrı aylık 230'ar TL'ye çıkartılmasına, karar verilmiş ; bu suretle davanın kısmen kabulü yönünde karar alınmış olmasına rağmen, yerel mahkemece davanın kabulü ifadesinin kullanılması isabetsiz olup, bozma nedeni yapılmıştır.
2- ) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 327/1. maddesinde; çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderlerin anne ve baba tarafından karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı yasanın 328/1. maddesi hükmü gereğince ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. ( TMK. nun 329/1. maddesi )
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun giderleri de gözönünde bulundurulur. ( TMK. nun 330/1. maddesi )
TMK.'nın 331.maddesine göre; durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler.
Tüm bu maddeler doğrultusunda; mahkemece, iştirak nafakası artırım oranı belirlenirken; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun yaşı, eğitimi ve ihtiyaçları gözönünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; müşterek çocukların 2000 ve 2004 doğumlu olup, eğitim çağında oldukları, davalı babanın Büyükşehir Belediyesine bağlı DİSKİ'de işçi olarak çalıştığı, aylık gelirinin 2400 TL civarında olduğu, ayrıca yılda muhtelif dönemlerde aldığı ikramiyelerin bulunduğu, ailesiyle birlikte ikamet ettiği, ikametin kira olduğu ve 620 TL kira ödediği anlaşılmıştır
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, müşterek çocukların yaşı ve ihtiyaçları, iştirak nafakasına hükmedilen tarih ile bu davanın açıldığı tarih arasındaki süre nazara alındığında ; mahkemece takdir edilen iştirak nafakası azdır. O halde, davalı babanın tespit edilen geliri ile orantılı olacak şekilde TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yarx
T.C.
YARGITAY
Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2013/3-1539
KARAR NO : 2015/1007
Y A R G I T A Y İ L A M I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Karşıyaka 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 17/04/2013
NUMARASI : 2013/147 E-2013/299 K.
DAVACI :E.T.'avelayeten N.K. vekili Av. S.K.
DAVALI : M.T.
Taraflar arasındaki “iştirak nafakasının artırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka 2. Aile Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 01.08.2012 gün ve 2012/175 Esas-2012/526 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 03.12.2012 gün ve 2012/20573 E-2012/24771 K. sayılı ilamı ile;
(...Davacı dava dilekçesinde; 2011 yılında boşanma ile birlikte 125,00 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini ancak küçüğün ihtiyaçlarını karşılamadığı ileri sürülerek aylık nafaka miktarının 500,00 TL’ye yükseltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile aylık nafaka miktarı 300,00 TL olarak belirlenmiştir.
İştirak nafakası, çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşulları ile genel ihtiyaçlar ve ana babanın mali durumuna göre takdir edilir.
Nafaka miktarının belirlenmesinde esas alınması gereken küçüğün bakım ve barınma, okul, eğitim ve gelişme giderlerinin karşılanmasının yanında davalının gelirinin de gözönünde bulundurulması gerekir.
Sosyal ve ekonomik durum araştırmasında davalının T.’ta çalıştığı ve aylık gelirinin asgari ücret seviyesinde olduğu belirlenmiştir.
O halde mahkemece; yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, makul oranda ve hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmesi gerekirken, ilk nafakanın takdir edildiği tarihe, tarafların gerçekleşen ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ve ayrıca çocuğun yaşı itibariyle de fahiş bir miktarda nafakaya hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, iştirak nafakası miktarının artırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, çocuğun normal ihtiyaçları, okul giderleri, günün ekonomik koşulları ve hakkaniyet ilkesi nazara alınarak küçük E. için 125,00 TL olan iştirak nafakasının 175,00 TL artırılarak 300,00 TL'ye yükseltilmesine karar verilmiştir.
Davalının temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; hükmedilen iştirak nafakası miktarının somut olayın özelliklerine göre yüksek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 182/2. maddesi ile velayetin kullanılması hakkı kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması esası kabul edilmiştir.
Anılan Kanun'un 328. maddesinde ise ana ve babanın bakım borcunun, çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceği, çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü oldukları düzenlemesine yer verilmiştir.
Ana babanın bakım yükümünün doğal sonucu olan iştirak nafakası ise, çocuğun korunmasına yönelik olup, kamu düzenine ilişkindir ve hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmetmelidir.
İştirak nafakasının miktarının nasıl belirleneceği TMK'nun 330.maddesine düzenlenmiş olup 4721 sayılı Kanun'un “Nafaka miktarının takdiri” başlıklı 330. maddesi uyarınca;
“Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.
Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
Hakim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.”
Bunun yanında iştirak nafakası miktarının yeniden belirlenmesi de mümkündür.
Nitekim TMK'nun “Durumun değişmesi” başlıklı 331. maddesi;
“Durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
Buna göre hâkim ana baba veya çocuğun durumlarının değişmesine bağlı olarak iştirak nafakasının miktarını artırabilir, azaltabilir veya kaldırabilir.” hükmünü içermektedir.
Görüldüğü üzere, iştirak nafakası miktarının çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri; diğer bir ifade ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayın özellikleri incelendiğinde, tarafların müşterek çocuğu E.T., dava tarihi itibariyle 12 yaşında olup ilköğretim kurumunda eğitimine devam eden öğrencinin servis ve kurs ücret giderlerinin bulunduğuna yönelik fatura ve banka dekontları dosyaya ibraz edilmiştir.
Davalı babanın ise tanık beyanları ile ulusal bir market zincirinde müdür olarak çalıştığı ve dava tarihi itibariyle asgari ücretin üç katı düzeyinde aylık gelirinin olduğu ücret bordrosundan ve 21.06.2012 tarihli oturumdaki beyanından anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, yerel mahkemece hükmedilen iştirak nafakası miktarının, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve müşterek çocuğun okul durumu ve yaşı itibariyle ihtiyaçlarıyla uyumlu olduğu kabul edilmiştir.
O halde, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.03.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.
http://www.karamercanhukuk.com/yargitay-karari/istirak-nafakasi-arttirimi-davasi
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/16012
K. 2015/2949
T. 18.2.2015
• YOKSULLUK NAFAKASININ ARTIRILMASI İSTEMİ ( Tarafların Ekonomik ve Sosyal Durumlarında Boşanma Davasından Sonra Olağanüstü Bir Değişiklik Olduğu İleri Sürülmediği/Yoksulluk Nafakasının Niteliği ve Takdir Edildiği Tarih Gözetilerek Nafakanın TÜİK'in Yayınladığı ÜFE Oranında Artırılması Suretiyle Dengenin Yeniden Sağlanması Gerektiği )
• TARAFLARIN MALİ DURUMLARININ DEĞİŞMEMESİ ( Yoksulluk Nafakasının Artırılması İstemi - Tarafların Mali Durumlarının Değişmesi veya Hakkaniyetin Gerektirdiği Hallerde İradın Arttırılması veya Azaltılmasına Karar Verilebileceği )
• İŞTİRAK NAFAKASININ ARTIRILMASI İSTEMİ ( Tarafların Gerçekleşen Sosyo-Ekonomik Durumları Nafakanın Niteliği Müşterek Çocuğun Yaşı ve İhtiyaç Düzeyi ve Davacı Annenin de Müşterek Çocuğun Bakım ve Eğitim Masraflarına Katılma Yükümlülüğünün Bulunduğu Gözetildiğinde Yerel Mahkemece Takdir Edilen İştirak Nafakası Miktarı Fazla Olup Hakkaniyete Uygun Bulunmadığı )
• MÜŞTEREK ÇOCUĞUNUN GİDERLERİNE KATILMAK ( İştirak Nafakasının Artırılması İstemi - Çocuğun Yaşı İhtiyaçları Sosyal Çevreye Göre Yaşam Seviyesi Velayet Tevdi Edilen Tarafın Ekonomik Durumu İle Nafaka Yükümlüsünün Mali Gücü Birlikte Değerlendirilip Hakkaniyete Uygun Karar Verilmesi Gerektiği )
4721/m.176/4
ÖZET : Dava, yoksulluk ve iştirak nafakasının artırım istemine ilişkindir. Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle, dengenin yeniden sağlanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiştir.
Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaç düzeyi, ve davacı annenin de müşterek çocuğun bakım ve eğitim masraflarına katılma yükümlülüğünün bulunduğu gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı fazla olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumları gözetilerek, TMK'nun4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı dilekçesinde; davalı ile boşanmaları neticesinde, kendisi lehine 140 TL, müşterek çocuk lehine 120 TL olarak hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakalarının, sırasıyla 300 TL ve 400 TL' ye yükseltilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; aylık gelirinin 900 TL olduğunu, nafaka dışında müşterek çocuğa katkıda bulunduğunu; ayrıca, kredi ve birikmiş nafaka borçlarının bulunduğunu, maddi durumunun nafaka artırmaya elverişli olmadığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının gelirinin bulunmaması, müşterek çocuğun anaokuluna başlaması gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının 140 TL'den 200 TL'ye; müşterek çocuk lehine hükmedilen aylık 120 TL iştirak nafakasının ise, 250 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, yoksulluk ve iştirak nafakasının artırım istemine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delilerle kanuni gerektirici sebeplere, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, TMK'nun176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre, olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir.
O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle, dengenin yeniden sağlanması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yüksek nafaka takdiri doğru görülmemiştir.
Öte yandan, Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür.
İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun karar verilmelidir.
Dosya içeriğinden; velayet hakkı annede olan müşterek çocuk 22.10.2008 doğumlu olup, anaokuluna başladığı, velayet hakkı kendisine verilen ve müşterek çocuk ile birlikte yaşayan annenin, sosyal ekonomik durum araştırmasına ilişkin tutanak içeriğinden herhangi bir işte çalışmadığı, davalının ise özel sektörde işçi olarak çalıştığı ve aylık net kazancının 1.151,99 TL olduğu, üzerine kayıtlı gayrimenkulünün bulunmadığı anlaşılmıştır.
Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı ve ihtiyaç düzeyi, ve davacı annenin de müşterek çocuğun bakım ve eğitim masraflarına katılma yükümlülüğünün bulunduğu gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı fazla olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumları gözetilerek, TMK'nun4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/15873
K. 2015/2501
T. 18.2.2015
• İŞTİRAK NAFAKASININ ARTTIRILMASI İSTEMİ ( Tarafların Gerçekleşen Sosyo-Ekonomik Durumları Nafakanın Niteliği ve Müşterek Çocuğun Yaşı Eğitim Durumu ve İhtiyaçları Gözetildiğinde Yerel Mahkemece Takdir Edilen İştirak Nafakası Miktarı Çok Az Olup Hakkaniyete Uygun Bulunmadığı )
• HAKKANİYET İLKESİ ( İştirak Nafakasının Arttırılması İstemi - Müşterek Çocuğun Yaşı Eğitim Durumu İhtiyaçları Davacı Anne İle Nafaka Yükümlüsü Babanın Ekonomik Durumu Gözetilerek TMK'nun 4.Md.sinde Vurgulanan Hakkaniyet İlkesi de Dikkate Alınarak Daha Uygun Bir Nafakaya Hükmetmek Gerektiği )
• SOSYO-EKONOMİK DURUM ( İştirak Nafakasının Artırımı İstemi - Tarafların Gerçekleşen Sosyo-Ekonomik Durumları Nafakanın Niteliği ve Müşterek Çocuğun Yaşı Eğitim Durumu ve İhtiyaçları Gözetildiğinde Yerel Mahkemece Takdir Edilen İştirak Nafakası Miktarı Çok Az Olup Hakkaniyete Uygun Bulunmadığı )
4721/m.4,182/2
ÖZET : Dava; iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir. Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı çok az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır. O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki iştirak nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dilekçesinde; Simav Asliye Hukuk Mahkemesinin ( Aile Mahkemesi Sıfatıyla ) 2005/224 Esas-2005/411 Karar sayılı 09/03/2006 tarihinde kesinleşen, müşterek çocuk Hakan adına hükmedilen 60,00 TL iştirak nafakasının; değişen koşullar ve ihtiyaçlar nazara alınarak, 400,00 TL'ye çıkartılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, müşterek çocuğun, yaz tatili ve şubat ayında kendisinin yanında kaldığını; geçtiğimiz yıl dershane masraflarını ödediğini, bütün giyim ve ayakkabı ihtiyaçlarını karşıladığını savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, 60,00 TL olan iştirak nafakasının 150,00 TL'ye çıkartılmasına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava; iştirak nafakasının artırımı istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 182/2 maddesi gereğince; velayet kendisine tevdi edilmeyen taraf ekonomik imkanları ölçüsünde müşterek çocuğunun giderlerine katılmakla yükümlüdür.
İştirak nafakası takdir edilirken; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, okul seviyesi, sosyal çevreye göre yaşam seviyesi, velayet tevdi edilen tarafın ekonomik durumu ile nafaka yükümlüsünün mali gücü birlikte değerlendirilip, hakkaniyete uygun bir nafakaya karar verilmelidir.
Dosya içeriğinden; velayet hakkı annede olan müşterek çocuğun 28/04/1999 doğumlu lise öğrencisi, olduğu; davalının ise, köy imamı olup, Kütahya İl Müftülüğünden gelen yazı uyarınca, maaşının 2.355,14 TL olduğu ve kendisine ait otomobilinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Önceki dava tarihi ile bu davanın açıldığı tarih arasında 8 yıla yakın süre geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır.
Tarafların gerçekleşen sosyo-ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçları gözetildiğinde; yerel mahkemece takdir edilen iştirak nafakası miktarı çok az olup, hakkaniyete uygun bulunmamıştır.
O halde, mahkemece yapılacak iş; müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyaçları, davacı anne ile nafaka yükümlüsü babanın ekonomik durumu gözetilerek, TMK'nun4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde, aylık 150 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş olması, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/14395
K. 2015/994
T. 19.1.2015
• NAFAKANIN ARTTIRILMASI VEYA AZALTILMASI ( Nafaka Alacaklısı Davacının İhtiyaçları İle Nafaka Yükümlüsü Davalının Gelir Durumunda Nafakanın Takdir Edildiği Tarihe Göre Olağanüstü Bir Değişiklik Olmadığı Takdirde Yoksulluk Nafakası TÜİK'in Yayınladığı ÜFE Oranında Artırılmalı ve Böylece Taraflar Arasında Önceki Nafaka Takdirinde Sağlanan Denge Korunması Gerektiği )
• NAFAKA YÜKÜMLÜSÜ VE ALACAKLARININ GELİR DURUMU ( Nafakanın Takdir Edildiği Tarihe Göre Olağanüstü Bir Değişiklik Olmadığı Takdirde Yoksulluk Nafakası TÜİK'in Yayınladığı ÜFE Oranında Artırılmalı ve Böylece Taraflar Arasında Önceki Nafaka Takdirinde Sağlanan Denge Korunması Gerektiği )
• YOKSULLUK NAFAKASI ( Niteliği ve Takdir Edildiği Tarih Gözetilerek Nafakanın TÜİK'in Yayınladığı ÜFE Oranında Artırılması Suretiyle Dengenin Yeniden Sağlanması Gerekirken Yanılgılı Değerlendirme İle Bu Talebin Reddinin Doğru Görülmediği )
4721/m.176/4
ÖZET : TMK.'nun176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre, olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında, boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle, dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu talebin reddi doğru görülmemiştir.
DAVA : Taraflar arasında görülen yoksulluk ve iştirak nafakasının artırımı davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı dava dilekçesi ile yoksulluk ve iştirak nafakalarının yetersiz olduğunu belirterek 200.00 TL olan yoksulluk nafakasının 500.00 TL ye, Mücahit için 175.00 TL olan iştirak nafakasının 400.00 TL'ye, Emre için 150.00 TL olan iştirak nafakasının 300.00 TL'ye çıkarılmasını talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi ile davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yoksulluk nafakası yönünden talebin reddine, iştirak nafakasının Mücahit için 250.00 TL'ye, Emre için 220.00 TL'ye çıkarılmasına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
TMK.'nun176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre, olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında, boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu ileri sürülmemiştir.
O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle, dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu talebin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YARGITAY 3. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/17574
KARAR: 2014/1361
Taraflar arasında görülen nafakanın artırılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davada; iştirak ve yoksulluk nafakalarının artırılması talep edilmiş, mahkemece; davalının maddi durumunda bir artışın meydana gelmediği, davacının talebinin kabulü halinde davalının muhtaç duruma düşebileceği gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasını talep etmiş ise de, davanın niteliği gereği bu isteminin reddine, temyiz incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilmiştir.
Dava; yoksulluk ve iştirak nafakası artırımı istemidir.
Dosya kapsamından; tarafların 28.01.1999 tarihli ilamla boşandıkları, boşanma ilamında davacı lehine 20,00 TL nafaka takdir edildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nce; istem bulunmadan yoksulluk nafakasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle hükmün bozulması cihetine gidildiği, bozmaya uyan mahkemece, davacı lehine yoksulluk nafakası takdir edilmediği, bu ilamın 21.03.2000 günü kesinleştiği, davacının 10.10.2002 günü açtığı davayla yoksulluk nafakası talep ettiği, 29.01.2003 tarihli ilamla davacının nafaka talebinin reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü üzere, davacı lehine takdir edilmiş bir yoksulluk nafakası bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, davacının yoksulluk nafakasının artırılmasına ilişkin isteminin, lehine takdir edilmiş bir yoksulluk nafakası bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yanlış gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin iştirak nafakasına dair temyiz itirazına gelince;
Türk Medeni Kanunu'nun 176/4 maddesi hükmüne göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına karar verilebilir. Bu bağlamda iradın arttırılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin artırımı zorunlu kılması gerekmektedir.
Somut olayda artırılması istenen iştirak nafakası miktarı; 23.05.2007 tarihindeki koşullara göre takdir edilmiş olup, işbu davanın açıldığı 06.05.2011 tarihine kadar geçen 4 yıl içinde 28.07.1998 doğumlu çocuğun büyüdüğü, ihtiyaçlarının artığı, paranın satın alma gücünün azaldığı, tarafların sosyal ve ekonomik koşullarında değişme ve gelişme olduğu açıktır.
Hal böyle olunca; nafakanın niteliği, en son artırımdan itibaren geçen süre dikkate alındığında; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, eğitim durumu, paranın satın alma gücünün azalması hususları gözönünde bulundurularak, TMK'nın 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi gereğince nafakanın en azından TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması, böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan dengenin korunması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle iştirak nafakasının artırılması isteminin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
http://www.kararara.com/forum/viewtopic.php?t=25213&p=47420#p47420
Kararın gerekçesinin çözümlemesi
1. Artırım için hangi değişiklikler aranır?
Çocuğun okul dönemine geçmesi, servis ve kurs giderleri, sağlık ihtiyacı, barınma maliyetleri ve genel ekonomik koşullar artırım sebebi olabilir. Yalnız enflasyon değil, çocuğun somut ihtiyaçları gösterilmelidir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle önceki boşanma/nafaka kararı üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
2. Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü
Mahkeme yalnız bordrodaki ücrete bakmaz; meslek, yaşam standardı, taşınmaz ve araç kayıtları, şirket ortaklığı, banka hareketleri ve düzenli gelir göstergelerini birlikte değerlendirir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle okul, servis, kurs ve sağlık giderleri üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
3. Velayet sahibi ebeveynin emeği
Velayet sahibi ebeveynin çocuğun günlük bakımına ayırdığı emek ve üstlendiği görünmeyen giderler de katkı sayılır. Nafakanın bütün giderleri tek başına karşılaması gerekmez; taraflar güçleri oranında katılır.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle tarafların sgk, vergi, banka, araç ve tapu kayıtları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
4. Artış oranı ve hakkaniyet
Önceki kararın tarihi, aradan geçen süre ve tarafların ekonomik dengesi önemlidir. Otomatik bir oran yoktur. Çocuğun ihtiyacı ile ödeme gücü arasında hakkaniyetli denge kurulmalıdır.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle çocuğun yaş ve eğitim durumunu gösteren belgeler üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
5. Gelecek yıllar için artış
Mahkeme talep hâlinde nafakanın gelecek yıllarda hangi oranda artırılacağını karara bağlayabilir. Böyle bir hüküm her yıl yeniden dava açılmasını azaltır.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle ekonomik-sosyal durum araştırması üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
Kararın kapsamı ve sınırları
Kararın emsal değeri “Nafaka belirlenirken tarafların gerçekleşen ekonomik durumları, çocuğun ihtiyaçları ve hakkaniyet gözetilmeli; ödeme gücüyle orantısız bir tutara hükmedilmemelidir.” ilkesiyle sınırlıdır. Olay tarihi, taraf sıfatı, talep sonucu veya önceki boşanma/nafaka kararı bakımından önemli bir farklılık varsa aynı sonucun çıkacağı varsayılmamalıdır.
Dilekçede nasıl kullanılmalıdır?
Dilekçede önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/1557, K.2015/2021, T.30.09.2015 künyesi yazılmalı; sonra kararın çözdüğü maddi sorun iki cümlede özetlenmelidir. Ardından mevcut dosyada taraflar … sayılı kararla boşanmış; ortak çocuğun velayeti davacıya verilmiş ve aylık … tl iştirak nafakasına hükmedilmiştir. olgusunun karardaki vakıayla benzerliği veya farkı açıklanmalı ve “aylık … tl iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren … tl’ye artırılmasına” talebinin bu içtihatla neden desteklendiği gösterilmelidir.
Güncellik notu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/1557, K.2015/2021, T.30.09.2015 tarihinden sonra TMK m.182/2, 330, 331 ve 4 hükümlerinde veya görevli dairelerin iş bölümünde değişiklik bulunup bulunmadığı yayın tarihinde kontrol edilmelidir. Karar metni, olay tarihindeki hukukla güncel hukuk ayrıştırılarak kullanılmalıdır.
Sonuç
Nafaka belirlenirken tarafların gerçekleşen ekonomik durumları, çocuğun ihtiyaçları ve hakkaniyet gözetilmeli; ödeme gücüyle orantısız bir tutara hükmedilmemelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın belgeleri, süreleri ve güncel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.
Büro Bilgilendirmesi
Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.