Karar künyesi:* Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/1-2302, K.2015/1313, T.06.05.2015

Temel sonuç:* Muris muvazaasına dayalı dava süreye bağlı değildir; işlemin üzerinden uzun zaman geçmesi muvazaalı işlemi geçerli hâle getirmez ve tek başına hakkın kötüye kullanılması sayılmaz.

Kararın ele aldığı hukuki sorun

Karar, muris muvazaası, tapu iptal ve tescil uyuşmazlığında hangi maddi olguların belirleyici olduğunu ve karar merciinin hangi delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir.

Uyuşmazlığın hukuki çerçevesi

Muris muvazaasında miras bırakan, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış veya ölünceye kadar bakma işlemi gibi göstererek mirasçıdan mal kaçırır. Miras hakkı zedelenen mirasçılar tapu iptal ve tescil isteyebilir.

Kararın değerlendirdiği sorun, özellikle “Davanın temel unsuru” ve “Kimler dava açabilir?” başlıklarının somut olayda nasıl ayrılacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.

Karar merciinin vardığı sonuç

Muris muvazaasına dayalı dava süreye bağlı değildir; işlemin üzerinden uzun zaman geçmesi muvazaalı işlemi geçerli hâle getirmez ve tek başına hakkın kötüye kullanılması sayılmaz.

Sonuç, mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtları ile tapu tedavül kayıtları ve akit tabloları gibi temel delillerin toplanması ve tarafların maddi vakıalarının doğru nitelendirilmesi gereğine dayanmaktadır.

Gerçek karar metni

Aşağıdaki metin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/1-2302, K.2015/1313, T.06.05.2015 künyeli kararın Bilgi Deposu’ndaki belgesinden alınmıştır. Sigorta Tahkim kararlarında taraf, adres ve iletişim bilgileri kişisel verilerin korunması amacıyla çıkarılmıştır.

T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu ESAS NO            : 2013/1-2302 KARAR NO          : 2015/1313        Y A R G I T A Y   İ L A M I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ      : Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ               : 12.09.2013 NUMARASI         : 2013/318  E - 2013/390  K. DAVACILAR        : Z.B., R.M. ve M.B. vekilleri Av. A.D. DAVALILAR        : S.G. ve A.G. vekili Av. H.A. Taraflar arasındaki “tapu iptali ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Hatay 1. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.06.2012 gün ve 2009/189 E. - 2012/315 K.sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 gün ve 2012/12689 E.-2013/1956 K. sayılı ilamı ile; (... Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların murisi Yusuf B.’un maliki olduğu 173 parseli davalı Sara’ya 174 parsel sayılı taşınmazdaki 7000/18361 payını da davalı Ali G.’e satış suretiyle temlik ettiği, bu taşınmazların daha sonra pek çok kez ifraz ve tevhit işlemlerine tabi tutularak çeşitli parselleri oluşturduğu, davacıların anılan temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.4.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay  sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Hemen belirtmek gerekir ki;  bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda zamanaşımının sözkonusu olmadığı, işlemin muvazaalı olması durumunda üzerinden bir zaman geçmesi halinde geçerli hale gelmeyeceği ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuşkusuzdur. Bu iddianın ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değerlendirilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca, tarafların toplanan ve toplanacak tüm delilleri değerlendirilmek suretiyle, miras bırakanın davalılara yaptığı temliklerin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığının tespiti ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek neticeye gidilmiş olması doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN : Davacılar  vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.  Davacılar vekili, tarafların miras bırakanları Yusuf Burç'un maliki olduğu Hatay İli Antakya İlçesi, M. Köyü, 8 parsel sayılı taşınmazı davalılara satış yolu ile temlik ettiğini, yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek;  dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının  davacıların  miras payları oranında  iptali ile  adlarına  tesciline   karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Yerel  mahkemece; “…davacıların dava açma hakkını kullanmalarının TMK’nun 2.maddesinde tanımı yapılan "dürüst davranma" ilkesine aykırılık teşkil ettiği, ayrıca davanın makul süre içerisinde açılmadığı …” gerekçesiyle  davanın reddine dair verilen karar; taraf vekillerinin  temyizi üzerine Özel Daire tarafından yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece bozma öncesi gerekçeler tekrar edilerek direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, murisin ölüm tarihinin üzerinden uzunca bir zaman geçmiş olması halinde (somut uyuşmazlıkta 33 yıl) açılan muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2.maddesine aykırılık teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, muris Yusuf B. davalı kızı S. Güzel ile 23.08.1974 tarihinde, davalı damadı A. Güzel ile 21.08.1975 tarihinde dava konusu edilen satış suretiyle temlikleri gerçekleştirmiş, 20.03.1976 tarihinde ise vefat etmiştir. Dava murisin ölümünden 33 yıl geçtikten sonra açılmıştır. Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda zamanaşımının söz konusu olmadığı, işlemin muvazaalı olması durumunda üzerinden bir zaman geçmesi halinde geçerli hale gelmeyeceği ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği kuşkusuzdur. Bu nedenle muris muvazaasına dayalı olarak dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından temliklere 33 yıl ses çıkarılmamış olmasının ve malikin devamlı dava tehdidi altında bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 2.maddesine aykırılık teşkil edeceği görüşü dile getirilmiş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir O halde, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç : Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harının yatırana geri verilmesine, 06.05.2015 gününde  oyçokluğu  ile karar verildi. http://karamercanhukuk.com/yargitay-karari/muvazaa-sureye-bagli-degil-durustluk-kurali

Kararın gerekçesinin çözümlemesi

1. Davanın temel unsuru

Görünürdeki işlem ile gerçek irade farklıdır. Satış bedelinin ödenmemesi tek başına yeterli olmayabilir; miras bırakanın gerçek amacı bütün delillerle ortaya çıkarılır.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

2. Kimler dava açabilir?

Saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı çiğnenen mirasçılar dava açabilir. Talep miras payı oranında tapu iptali ve tescildir; tescil imkânsızsa bedel ve diğer talepler ayrıca kurulabilir.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle tapu tedavül kayıtları ve akit tabloları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

3. Zamanaşımı ve uzun süre sessiz kalma

Muvazaalı işlem zaman geçmekle geçerli hâle gelmez. Yargıtay HGK, murisin ölümünden uzun süre sonra açılan davanın sırf bu nedenle dürüstlük kuralına aykırı sayılamayacağını kabul etmektedir.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle banka ödeme kayıtları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

4. İspat ölçütleri

Yörenin gelenekleri, miras bırakanın haklı ve makul satış nedeni, alıcının ödeme gücü, bedel ile gerçek değer farkı, taraf ilişkileri ve miras bırakanın malvarlığının bütünü değerlendirilir.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle emsal/rayiç değer bilirkişi incelemesi üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

5. Üçüncü kişiye devir

Taşınmaz sonraki kişiye devredilmişse üçüncü kişinin iyiniyeti ayrı incelenir. Tapu kaydına tedbir konulması ve devir zincirinin baştan araştırılması önemlidir.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle taraf ilişkilerini bilen tanıklar üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

Kararın kapsamı ve sınırları

Kararın emsal değeri “Muris muvazaasına dayalı dava süreye bağlı değildir; işlemin üzerinden uzun zaman geçmesi muvazaalı işlemi geçerli hâle getirmez ve tek başına hakkın kötüye kullanılması sayılmaz.” ilkesiyle sınırlıdır. Olay tarihi, taraf sıfatı, talep sonucu veya mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtları bakımından önemli bir farklılık varsa aynı sonucun çıkacağı varsayılmamalıdır.

Dilekçede nasıl kullanılmalıdır?

Dilekçede önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/1-2302, K.2015/1313, T.06.05.2015 künyesi yazılmalı; sonra kararın çözdüğü maddi sorun iki cümlede özetlenmelidir. Ardından mevcut dosyada tarafların ortak miras bırakanı …, … tarihinde vefat etmiştir. olgusunun karardaki vakıayla benzerliği veya farkı açıklanmalı ve “tapu kaydına ihtiyati tedbir konulmasına” talebinin bu içtihatla neden desteklendiği gösterilmelidir.

Güncellik notu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2013/1-2302, K.2015/1313, T.06.05.2015 tarihinden sonra TMK m.706; TBK m.19; Tapu Kanunu m.26; 01.04.1974 tarihli 1/2 İBK hükümlerinde veya görevli dairelerin iş bölümünde değişiklik bulunup bulunmadığı yayın tarihinde kontrol edilmelidir. Karar metni, olay tarihindeki hukukla güncel hukuk ayrıştırılarak kullanılmalıdır.

Sonuç

Muris muvazaasına dayalı dava süreye bağlı değildir; işlemin üzerinden uzun zaman geçmesi muvazaalı işlemi geçerli hâle getirmez ve tek başına hakkın kötüye kullanılması sayılmaz.

İlgili İçerikler

Büro Bilgilendirmesi

Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.