Karar künyesi:* Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2014/26168, K.2014/25672, T.15.12.2014
Temel sonuç:* Evlilik dışı birlikteliğin devam ettiği ve bu birliktelikten çocuk doğduğu olgusu karşısında zina eylemi sürmekte olduğundan dava süresinde kabul edilmelidir.
Kararın ele aldığı hukuki sorun
Karar, zina nedeniyle boşanma, nafaka ve tazminat uyuşmazlığında hangi maddi olguların belirleyici olduğunu ve karar merciinin hangi delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir.
Uyuşmazlığın hukuki çerçevesi
Zina, kanunda özel ve mutlak boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Dava hakkı, zina fiilinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde fiilden başlayarak beş yıl içinde kullanılmalıdır.
Kararın değerlendirdiği sorun, özellikle “Zina ile güven sarsıcı davranış ayrımı” ve “Altı aylık süre hangi tarihten başlar?” başlıklarının somut olayda nasıl ayrılacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.
Karar merciinin vardığı sonuç
Evlilik dışı birlikteliğin devam ettiği ve bu birliktelikten çocuk doğduğu olgusu karşısında zina eylemi sürmekte olduğundan dava süresinde kabul edilmelidir.
Sonuç, öğrenme tarihini gösteren kayıtlar ile hukuka uygun mesaj, fotoğraf ve seyahat kayıtları gibi temel delillerin toplanması ve tarafların maddi vakıalarının doğru nitelendirilmesi gereğine dayanmaktadır.
Gerçek karar metni
Aşağıdaki metin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2014/26168, K.2014/25672, T.15.12.2014 künyeli kararın Bilgi Deposu’ndaki belgesinden alınmıştır. Sigorta Tahkim kararlarında taraf, adres ve iletişim bilgileri kişisel verilerin korunması amacıyla çıkarılmıştır.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/26168
K. 2014/25672
T. 15.12.2014
• ZİNA NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI VE KARŞILIK DAVA ( Kadının Güven Sarsıcı Davranış Niteliğinde Telefon ve İnternette Görüşmeler Yaptığı/Tanıkların Görgüye Dayalı Beyanın Sırf Akraba Oldukları Gerekçesiyle İtibar Edilmemesinin Doğru Olmadığı - Kocanın Davasının Kabul Edileceği/Kocanın Evlilik Dışı Çocuğunun Doğum Tarihi Nazara Alındığında Zina Eyleminin Sürdüğü ve Birlikte Yaşadıkları Kabul Edileceğinden Kadının Zina Nedeniyle Boşanma Davasını Süresinde Açtığı )
• TELEFON VE İNTERNET GÖRÜŞMELERİ ( Güven Sarsıcı Davranış Teşkil Ettiği/Tanıkların Görgüye Dayalı Beyanın Sırf Akraba Oldukları Gerekçesiyle İtibar Edilmemesinin Doğru Olmadığı - Kocanın Davasının Kabul Edileceği )
• GÜVEN SARSICI DAVRANIŞ ( Kadının Telefon ve İnternette Görüşmeler Yaptığı )
• ZİNA OLGUSUNUN ÖĞRENİLMESİ ( Kocanın Karşı Dava Dilekçesi Tarihinin Dikkate Alınamayacağı - Tanık Beyanları ve Kocanın Evlilik Dışı Çocuğunun Doğum Tarihi Nazara Alındığında Zina Eyleminin Sürdüğü ve Birlikte Yaşadıkları Kabul Edileceğinden Kadının Zina Nedeniyle Boşanma Davasını Süresinde Açtığı )
• ZAMANAŞIMI ( Zina Nedeniyle Boşanma Davasında 6 Aylık Hak Düşürücü Süre Olduğu/Kocanın Evlilik Dışı Çocuğunun Doğum Tarihi Nazara Alındığında Zina Eyleminin Sürdüğü ve Brilikte Yaşadıkları Kabul Edileceği - Kadının Zina Nedeniyle Boşanma Davasını Süresinde Açtığı Kabul Edileceği )
4721/m. 161
ÖZET : Dava; kadın tarafından açılan zina nedeniyle boşanma davası ile karşılık boşanma taleplerine ilişkindir.
Kocanın kusurlu eylemlerine karşılık, kadın da güven sarsıcı davranış oluşturacak nitelikte telefon ve internette görüşmeler yapmış, bir kaç kez intihara kalkışmış, bir kişiyle internet görüşmeleri nedeniyle çıkan tartışmada kocanın şidet uygulaması üzerine evi terketmiştir. Kocanın tanıklarının görgüye dayalı beyanına, sırf akraba oluşları sebebiyle mahkemece itibar edilmemesi doğru değildir. İddialar bir kısım telefon ve internet görüşme kayıtları ile de doğrulandığından kocanın boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekir.
Davalı-davacı kadın, kocanın başka kadınla yaşadığı iddiası ile zina sebebine dayalı boşanma davası açmış, davanın 6 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Mahkemece, davalı-davacı kadının en geç karşı dava dilekçesi tarihi itibariyle zina olgusunun öğrenilmiş olduğu, buna göre de, zina sebebine dayalı birleşen boşanma davasının 6 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı kabul edilmiştir. Ancak kadının tanıkları kocanın başka kadınla yaşamaya devam ettiğini beyan etmişlerdir. Ayrıca kadın, kocanın birlikte yaşadığı kadından bir çocuğun doğduğuna ve kocanın tanıması nedeniyle nüfusa tescil edildiğine dair nüfus kayıtlarını sunmuştur.
Kadının tanıklarının beyanı ve kocanın evlilik dışı doğan çocuğun doğum tarihi nazara alındığında, kocanın zina eylemini sürdürdüğü ve çocuğun doğum tarihine göre birlikte yaşadığı kabul edilmelidir. Kadının zina sebebine dayalı boşanma davasının süresinde olup bu davanın da kabulü gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı ( koca ) tarafından; kadının kabul edilen boşanma davası, kendisinin reddedilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, velayet, kişisel ilişki süresi ile ziynetler yönünden, davalı-davacı ( kadın ) tarafından ise; kendisinin reddedilen zina sebebine dayalı boşanma ( TMK. 161 md. ) davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacı-davalı ( koca )'nın ziynetlere yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Toplanan delillerden ( koca )'nın kusurlu eylemlerine karşılık, kadının da güven sarsıcı davranış oluşturacak nitelikte telefon ve internette görüşmeler yaptığı, bir kaç kez intihara kalkıştığı, M. Ç. isimli kişiyle internet görüşmeleri nedeniyle çıkan tartışmada kocanın şidet uygulaması üzerine evi terkettiği anlaşılmaktadır. Kocanın tanıklarının görgüye dayalı beyanına, sırf akraba oluşları sebebiyle mahkemece itibar edilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. İddialar bir kısım telefon ve internet görüşme kayıtları ile de doğrulanmıştır. Hal böyle iken davacı-davalı kocanın boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Davalı-davacı kadın, kocanın başka kadınla yaşadığı iddiası ile zina sebebine dayalı boşanma davası açmış, ( TMK.md.161 ) mahkemece, davanın 6 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçe gösterilerek istek reddedilmiştir. Mahkemece, davalı-davacı kadının en geç 01.03.2011 tarihli karşı dava dilekçesi tarihi itibariyle zina olgusunun öğrenilmiş olduğu, buna göre de, 30.01.2012 tarihli zina sebebine dayalı birleşen boşanma davasının 6 aylık hak düşürücü sürede açılmadığı kabul edilmiş olmasına rağmen; davalı-davacı kadının tanıkları kocanın başka kadınla yaşamaya devam ettiğini beyan ettikleri gibi, davalı-davacı ( kadın ), kocanın birlikte yaşadığı H. adlı kadından 10.07.2012 tarihinde S. D. isimli bir çocuğun doğduğuna ve kocanın tanıması nedeniyle 17.04.2013 tarihinde nüfusa tescil edildiğine dair nüfus kayıtlarını sunmuştur. Davalı-davacı ( kadın )'ın tanıklarının beyanı ve kocanın evlilik dışı doğan çocuğun doğum tarihi nazara alındığında, kocanın zina eylemini sürdürdüğü, çocuğun doğum tarihine göre H. isimli kadınla yaşadığı, kadının zina sebebine dayalı boşanma davasının süresinde olduğu, bu nedenle bu davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda ( 2. ) ve ( 3. ) bentlerde gösterilen sebeplerle tarafların boşanma davaları yönünden BOZULMASINA, bozma uyarınca ( 2 ) ve ( 3. ) bentlerdeki boşanma davaları ile ilgili yeniden hüküm kurulacağından kocanın kadının 01.03.2011 tarihinde karşı dava olarak açmış olduğu boşanma davası ile diğer fer'ileri yönünden şimdilik karar verilmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Süleyman'a yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 123.60 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Pınar'a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 15.12.2014 tarihinde karar verildi.
Kararın gerekçesinin çözümlemesi
1. Zina ile güven sarsıcı davranış ayrımı
Zina, evlilik devam ederken eşlerden birinin üçüncü kişiyle cinsel ilişki kurmasıdır. Flört, yoğun mesajlaşma veya duygusal yakınlık zina için yeterli olmayabilir; ancak genel boşanma sebebi yönünden kusur oluşturabilir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle öğrenme tarihini gösteren kayıtlar üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
2. Altı aylık süre hangi tarihten başlar?
Süre, davacının somut zina eylemini öğrendiği tarihten başlar ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir. Devam eden birliktelikte her yeni eylem ve son öğrenme tarihi ayrı değerlendirilir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle hukuka uygun mesaj, fotoğraf ve seyahat kayıtları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
3. Beş yıllık üst süre
Fiilden itibaren beş yıl geçmesiyle zina sebebine dayanma hakkı düşer. Bununla birlikte aynı olaylar genel boşanma sebebi kapsamında kusur vakıası olarak ileri sürülebilir; dava dilekçesinin hukuki ve maddi kurgusu buna göre yapılmalıdır.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle nüfus kayıtları ve varsa evlilik dışı çocuk kaydı üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
4. Affetmenin sonucu
Affeden tarafın zina sebebine dayalı dava hakkı yoktur. Affın açık veya tereddütsüz davranışlarla ortaya çıkması gerekir. Ekonomik zorunlulukla kısa süre aynı konutta kalmak her olayda otomatik af sayılmaz.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle görgüye dayalı tanık beyanları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
5. İspat ve özel hayat sınırı
Otel ve seyahat kayıtları, fotoğraflar, nüfus kayıtları, ortak yaşamı gösteren olgular ve tanık beyanları birlikte değerlendirilebilir. Delilin hukuka aykırı elde edilmesi hâlinde mahkemede kullanılması ve ayrıca ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle ekonomik ve sosyal durum belgeleri üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
Kararın kapsamı ve sınırları
Kararın emsal değeri “Evlilik dışı birlikteliğin devam ettiği ve bu birliktelikten çocuk doğduğu olgusu karşısında zina eylemi sürmekte olduğundan dava süresinde kabul edilmelidir.” ilkesiyle sınırlıdır. Olay tarihi, taraf sıfatı, talep sonucu veya öğrenme tarihini gösteren kayıtlar bakımından önemli bir farklılık varsa aynı sonucun çıkacağı varsayılmamalıdır.
Dilekçede nasıl kullanılmalıdır?
Dilekçede önce Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2014/26168, K.2014/25672, T.15.12.2014 künyesi yazılmalı; sonra kararın çözdüğü maddi sorun iki cümlede özetlenmelidir. Ardından mevcut dosyada taraflar … tarihinde evlenmiş olup evlilik hâlen hukuken devam etmektedir. olgusunun karardaki vakıayla benzerliği veya farkı açıklanmalı ve “zina nedeniyle tarafların boşanmalarına” talebinin bu içtihatla neden desteklendiği gösterilmelidir.
Güncellik notu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2014/26168, K.2014/25672, T.15.12.2014 tarihinden sonra TMK m.161, 174, 175; HMK m.190 hükümlerinde veya görevli dairelerin iş bölümünde değişiklik bulunup bulunmadığı yayın tarihinde kontrol edilmelidir. Karar metni, olay tarihindeki hukukla güncel hukuk ayrıştırılarak kullanılmalıdır.
Sonuç
Evlilik dışı birlikteliğin devam ettiği ve bu birliktelikten çocuk doğduğu olgusu karşısında zina eylemi sürmekte olduğundan dava süresinde kabul edilmelidir.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın belgeleri, süreleri ve güncel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.
Büro Bilgilendirmesi
Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.