Karar künyesi:* Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/32648, K.2015/35295, T.14.12.2015

Temel sonuç:* İşe girişte boş ve teminat amacıyla alınan senet iş ilişkisi ve işçiyi koruma ilkesi çerçevesinde incelenmeli; tanıklar ve bağlantılı dosyalar birlikte değerlendirilmelidir.

Kararın ele aldığı hukuki sorun

Karar, teminat senedi, menfi tespit ve icra tedbirleri uyuşmazlığında hangi maddi olguların belirleyici olduğunu ve karar merciinin hangi delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir.

Uyuşmazlığın hukuki çerçevesi

Bazı işverenler işe girişte işçiden bedeli ve vadesi boş senet almaktadır. Senedin kambiyo şekline sahip olması, temel ilişkinin ve teminat amacının araştırılmasını engellemez.

Kararın değerlendirdiği sorun, özellikle “Teminat senedi nedir?” ve “Menfi tespit davası” başlıklarının somut olayda nasıl ayrılacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.

Karar merciinin vardığı sonuç

İşe girişte boş ve teminat amacıyla alınan senet iş ilişkisi ve işçiyi koruma ilkesi çerçevesinde incelenmeli; tanıklar ve bağlantılı dosyalar birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç, i̇ş sözleşmesi ve sgk kayıtları ile senet aslı ve icra dosyası gibi temel delillerin toplanması ve tarafların maddi vakıalarının doğru nitelendirilmesi gereğine dayanmaktadır.

Gerçek karar metni

Aşağıdaki metin, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/32648, K.2015/35295, T.14.12.2015 künyeli kararın Bilgi Deposu’ndaki belgesinden alınmıştır. Sigorta Tahkim kararlarında taraf, adres ve iletişim bilgileri kişisel verilerin korunması amacıyla çıkarılmıştır.

9. Hukuk Dairesi         2015/32648 E.  ,  2015/35295 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 18. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 02/04/2015 NUMARASI : 2014/358-2015/141 Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının 11.08.2010 - 16.10.2012 tarihleri arasında beton pompa operatörü olarak çalıştığını, işe giriş esnasında bütün işçilerden alındığı gibi davacıdan da teminat maksadı ile açık senet alındığını, iş akdinin feshi esnasında davacının bu senedi istediğini ancak kendisine iade edilmediğini, İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyasında da davacıdan açık senet alındığının belirlendiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2013/66036 sayılı soruşturma dosyasında davalı şirket sahiplerinin tefecilikle suçlandığı, işe giriş esnasında alınan boş senetlerin 3. Kişiler tarafından işleme konulduğunun tespit edildiğini iddia ederek, 30.06.2013 vade tarihli, 50.000,00 TL bedelli, alacaklısı A. A. K. görülen senet nedeniyle davacının üçüncü kişilere borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı adına T.K 35. maddesi gereğince tebligat yapılmış, davaya cevap verilmemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davaya konu 30.06.2013 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli, alacaklısı Ahmet A. K. olduğu senetteki tarihin iş akdinin sona ermesinden 8 ay sonraya ait olduğu davalı şirketin alacaklı veya ciro silsilesi ile senetle bağlantısının bulunduğunu gösterir kayıt bulunmadığı, söz konusu senedin işe girerken alınan senet olduğu ve içeriğinin gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiğinin ispata yarar delillerin sunulamadığı, senet alacaklısı ile davalı şirket arasında birlikte hareket edip muvazaalı işlem yapıldığını gösterir iddia ve delil sunulamadığından davaya konu senetteki borçlunun davalı şirket olmadığı gerekçeleriyle davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Ticaret Hukuku hükümlerine dayalı senetlerin, teminat kaydı içerdiğinde, poliçe, bono veya çek olsun vasfını kaybettiği, geçerli olmadığı bilinmektedir. İşçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken, bazı iş kollarında işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı uygulama ile anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu durumun kanıtlanması halinde bu şekilde alınan senet, teminat senedi niteliğinde sayılmalıdır. Diğer taraftan, İş Hukuku; işçi ve işveren ilişkisinde, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu nedenle iş hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir. Dosya içeriğine ve özellikle dosyada yer alan, dava dosyası ile ilgili icra dosyaları, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/187669 soruşturma sayılı dosyası, Dairemizce temyiz incelemesi yapılarak kesinleşen İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin... E. -... K.sayılı dava dosyası ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/ 161674 soruşturma sayılı dosyalarında yer alan tüm bilgi ve belgeler, davacı S.. V..’un İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesinin 2013/835 E. sayılı dava dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ayrıntılı beyan ile diğer tanık beyanları ve ayrıca davalı şirket yetkilileri ile dava konusu senetleri devralan üçüncü kişilerin çelişkili beyanları ve davalı şirket yetkileri hakkında tefecilik suçlaması nedeniyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/66036 sayılı dosyası ile soruşturma yürütüldüğü iddiası birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin işe girerken işçilerden teminat amaçlı senet aldığı, bu senetleri daha sonra şirketle birlikte hareket eden 3.kişilere devrettiği, senetleri devralan kişilerin bile bile borçlunun zararına hareket ettikleri anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, dava konusu teminat senedinin, işçi-işveren ilişkisine dayanılarak ve boş olarak davalı şirkete verilmiş olduğunun ve bu nedenle davalı şirketin taraf sıfatının bulunduğunun kabulü gerekmekte olup, mahkemece davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş, yargılamaya devam ederek esas hakkında karar vermektir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 9. Hukuk Dairesi         2015/22036 E.  ,  2015/25564 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İŞ MAHKEMESİ DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı şirket, davalının sigortalı işçi olarak çalıştığı sırada yaptığı suiistimal sonucu zimmetine geçirdiği mal ve paraların karşılığı olarak, kendi el yazısı ve imzası ile tanzim ederek vermiş olduğu 26 / 10 / 2004 tanzim, 26 / 12 / 2004 ödeme tarihli ve 9.500,00 TL bedelli senede dayalı olarak davalı aleyhine Balıkesir 1. İcra Müdürlüğünün 2008 / 4933 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının 23 / 08 / 2009 tarihinde borcunun bulunmadığını, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını , senedin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek takibe itiraz ettiğini , davalının itirazlarının yerinde olmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına , davalı tarafından yapılan haksız itiraz nedeniyle davacı lehine alacağın % 40 'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, iş akdinin haksız olarak feshedilmesi üzerine işveren aleyhine ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, izin alacağı gibi işçilik haklarının tahsili için Balıkesir İş Mahkemesinin 2005 / 1370 E. sayılı dosyası ile dava açtıklarını , işverenin, davalının kendilerine borcu olduğundan bahisle takas talebinde bulunduğunu ve dava konusu senede dayalı olarak Balıkesir 1. İcra Müdürlüğünün 2008 / 4933 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçtiğini, davalı işçinin işverene borçlu olmadığını, bu yüzden borcuna karşılık senet imzalayarak vermesinin söz konusu olmadığını, takip konusu senetteki imzanın davalıya ait olmadığını, davalının davacı şirkete hiçbir borcu bulunmadığını, senette belirtilen adres ile davalının bir alakası bulunmadığını, bu nedenle takibe itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalının yapılan takibe borcu bulunmadığını, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek itiraz etmiş ise de, alınan bilirkişi raporları karşısında senetteki imzanın kendisine ait olduğu dolayısıyla itirazının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Ticaret Hukuku hükümlerine dayalı senetlerin, teminat kaydı içerdiğinde, poliçe, bono veya çek olsun vasfını kaybettiği, geçerli olmadığı bilinmektedir. İşçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken, bazı iş kollarında işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı uygulamada sık sık görülmektedir. Kuşkusuz bu durumun kanıtlanması halinde bu şekilde alınan senet, teminat senedi niteliğinde sayılmalıdır. Diğer taraftan, İş Hukuku; işçi ve işveren ilişkisinde, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek geliştirmiştir. Bu nedenle iş hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir. Dosya içeriğine göre; davacı şirket, davalının iş yerinde çalıştığı sırada yaptığı suistimal sonucu zimmetine geçirdiği mal ve paraların karşılığı olarak 26.10.2004 tarihli bonoyu düzenleyerek verdiğini iddia etmiştir. Ancak davacı taraf bu iddiasını tanık, yazılı belge vs. ile ispat edemediği gibi bu iddiaya ilişkin davalı hakkında suç duyurusunda da bulunmamıştır. Bunun yanı sıra davalı işçinin iş akdinin feshi üzerine şirket aleyhine açtığı işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin İş Mahkemesinin 2005/ 1370 Esas sayılı dava dosyasında yer alan, Bölge Çalışma Müdürlüğü tarafından düzenlenen rapora göre “ şirket tarafından ibraz edilen belgeler çerçevesinde işçinin gerçekten firmayı zarara uğrattığı hususunun sabit olmadığı, işçinin haksız olarak işten çıkarıldığı” tespit edilmiştir. Davalı işçinin iş akdinin fesih tarihinin 26.10.2004 tarihi, bononun da düzenlenme tarihinin aynı gün olması, davacı şirketin zimmete para geçirme iddiasını kanıtlayamamış, icra takibinin bononun düzenlenme tarihinden çok sonra 05.06.2008 tarihinde başlatılmış olması nedenleri birlikte değerlendirildiğinde, davalı aleyhine icra takibine konu edilen senedin işe girerken, davacı şirket tarafından teminat amacı ile alındığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece senedin teminat senedi olduğu ve davalının bu senetten dolayı borçlu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bonoda yer alan imzanın davalıya ait olduğunun tespiti ile yetinilerek bonoya konu miktar yönünden davalının borçlu olduğunun kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesi hatalıdır. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 9. Hukuk Dairesi         2012/24793 E.  ,  2014/25415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : GİRESUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ) TARİHİ : 26/04/2012 NUMARASI : 2011/676-2012/235 DAVA :Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamı ile %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.  Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:  Y A R G I T A Y K A R A R I  A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı asıl dosyada, işe girerken kendisinden senet alındığını, işten çıkarıldıktan sonra alınan senedin davalı tarafından icraya konulduğunu ileri sürerek bu senetten dolayı borçlu olmadığı ileri sürerek, verilen senedin teminat senedi olduğuna, bundan dolayı yapılan takibin iptali ile davalı aleyhine % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, mücerretlik ilkesi gereği davacının yazılı delil ile iddiasını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini, ayrıca haksız açılan dava nedeni ile davacı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının senedin bedelsizliğini ve teminat senedi olduğunu yazılı delil ile ispatlaması gerektiği gerekçesiyle asıl dava ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Davacı senedin bedelsiz (karşılıksız) olarak düzenlendiğini iddia etmiş olup kural olarak iddiasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Ancak taraflar arasında işçi, işveren ilişkisi mevcut olup mahkemenin kabulünün aksine davacı iddiasını her türlü delil ile kanıtlayabilir.  Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle tanık beyanlarına göre davacının imzaladığı senedin teminat senedi olduğu, davalının senedin ne için alındığına dair herhangi bir savunma ve makul bir sebep ortaya koymadığı da dikkate alındığında senedin teminat senedi olarak alındığı anlaşılmakla iptaline ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile asıl davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir. T.C. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ E. 2014/34571 K. 2016/1113 T. 19.1.2016 DAVA : Davacı, borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı ve davalı Ö. Tavukçuluk Ltd. Şti. ile davalı avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: KARAR : Davacı vekili, davacının, davalıya ait işyerinde işçi olarak çalışmaya başlatılırken bono alındığını, iş sözleşmesinin sona ermesi üzerine işverenin bu bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını belirterek, icra takibine konu bono sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili; öncelikle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince birden fazla davacının aynı dava dilekçesiyle dava açabilmesi veya birden fazla davalının aynı dava dilekçesi içerisinde taraf olarak gösterilmesi için aralarında zorunlu ya da ihtiyari dava arkadaşlığının bulunması gerektiğini, davalılar arasında zorunlu yada ihtiyari dava arkadaşlığının bulunmaması sebebiyle usulden reddine, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı Ö. Tavukçuluk San. Tic. Ltd. Şti. vekili; davanın öncelikle husumet yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, senetlerin boş olarak işe girerken davacıya imzalatılmış olmasına, borçlu isim ve adreslerinin tanık Ekrem tarafından yazılmış lehtar ve miktar kısımlarının başka bir kişi tarafından yazılmış olduğunun anlaşılmasına ve tarafların aralarında daha sonra imzaladıkları protokol içeriği karşısında, takibe konu bonoların iş sözleşmesi kurulurken ya da devamı sırasında davacıdan boş olarak alındığı, her hangi bir bedelinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, kanuni süresi içinde davacı, davalı ve davalı Ö. Tic. Ltd. Şti. vekilleri temyiz etmişlerdir. 1-)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-)Davacı lehine vekalet ücretinin nisbi olması gerekip gerekmediği, icra takibi sırasında yapılan ödemeler sebebiyle davaya istirdat davası olarak devam edilip edilemeyeceği konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin altıncı fıkrasının, menfi tespit davası zamanında tedbir kararı alınmamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edileceği yolundaki hükmünün gözönünde bulundurulması gerekir. Davacı menfi tesbit davası süresince icra takibinin devam ettiğini ve ödemeler yapıldığını iddia etmektedir. Mahkemece, menfi tespit davası süresince icra dosyasına yapılan ödemeler yönünden davaya istirdat davası olarak devam edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. 3-)Ayrıca, davacı yararına icra takibi değeri üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 19.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2012/34224 K. 2014/30420 T. 21.10.2014 • MENFİ TESPİT DAVASI ( İşçinin İşe Alınırken Boş Şekilde İmzaladığı Teminat Senedinin Doldurularak İcraya Konulduğunu Beyan Ederek Herhangi Bir Borcu Olmadığını İddia Ettiği/Dinlenen Tanık Beyanları Senedin Teminat Senedi Olarak Verildiğinin Teyit Edildiği - Davalı İşverenlikçe İcra Takibine Konulan Borcun Neden ve Sebeplerinin Açıklanmadığı/Davanın Kabul Edildiği ) • TEMİNAT SENEDİ ( İşçi İşveren İlişkisi Nedeniyle/Davalı İşveren Tarafından Şirketin Zararı Karşılığı Doldurulup Takibe Konulduğunun İddia Edildiği - Ancak Zararın Ne Şekilde Meydana Geldiğine Dair Bilgi ve Belge Sunulmadığı - Zararın İşçi Kusurundan Kaynaklandığının İspat Edilemediği/İcra Takibine Konulan Borcun Sebeplerinin Açıklanamadığı/Takibin Kötüniyetle Yapıldığı Kanantine Varıldığı ) • KÖTÜNİYET TAZMİNATI ( İşçi Tarafından Verilen Teminat Senedinin Doldurularak İcra Takibine Konulduğu/Şirket Zararının Ne Şekilde Meydana Geldiğinin ve Bu Zararın İşçinin Kusurundan Kaynaklandığının İspat Edilemediği - Takibin Kötüniyetle Yapıldığı ) • İŞE GİRERKEN ALINAN TEMİNAT SENEDİNİN İCRA TAKİBİNE KONULMASI ( Menfi Tespit Davası/Şirketin Zararı Karşılığı Takibe Konulduğunun İddia Edildiği - Zararın Ne Şekilde Meydana Geldiğine Dair Bilgi ve Belge Sunulmadığı/Davanın Kabulünün Hukuka Uygun Olduğu ) 2004/m. 72 ÖZET : Davacı davalıya ait iş yerinde nakliye şirketinde uzun yol tır şoförü olarak çalışmaya başladığını,işveren tarafından hizmet akdinin haksız ve bildirimsiz olarak fesih edildiğini, işe alınırken boş şekilde bono imzalandığı, bononun teminat amaçlı olarak verildiği, ancak daha sonra işverenin bu bonoyu doldurarak icra takibine konulduğunu icra takibinden dolayı her hangi bir borcu olmadığı iddia etmiştir.Dinlenen tanık beyanları da senedin teminat senedi olarak verildiğini tevsik etmişlerdir. Davalı işverenlik senedin şirketin zararı karşılığı doldurulup takibe konulduğunu iddia etmiş ise de zararın ne şekilde meydana geldiğini, buna dair delil ve belgeler sunamadığı gibi bu zararın işçinin kusurundan kaynaklandığını da ispat edememiş,dolayısıyla icra takibine konulan borcun neden ve sebepleri de açıklanmadığından takibin kötü niyetle yapıldığı kanaatine varılıp davanın kabul edilmesi hukuka uygundur. DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, istemi hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: KARAR VE SONUÇ : Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin davalıya yükletilmesine, 21.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi. T.C. ANKARA 11. İŞ MAHKEMESİ ESAS NO: 2007/463 KARAR NO: 2012/560 KARAR TARİHİ: 14.6.2012 DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde hizmet akdinin sona erdirildiğini, davalı işverenin baskıyla boş senet aldığını, daha sonra Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3802 esas olarak takibe konulduğunu, borçlu olmadığını beyanla hizmet akdinin bildirimsiz ve haksız olarak feshedildiğini beyanla borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. YARGILAMA VE GEREKÇE : Tarafların iddia ve savunmaları, davacıya ait SGK sicil dosyası ile iş yeri kayıtları, Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3802 takip sayılı dosyası, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının 1.1.2007 tarihinde davalıya ait iş yerinde nakliye şirketinde uzun yol tır şoförü olarak çalışmaya başladığı, ücret alacaklarının ödenmemesi nedeni ile davalı işverenlikten bunların talep edilmesi üzerine işveren tarafından hizmet akdinin haksız ve bildirimsiz olarak fesih edildiği, işe alınırken boş şekilde bono imzalandığı, bononun teminat amaçlı olarak verildiği, ancak daha sonra işverenin bu bonoyu doldurarak icra takibine koyduğu, icra takibinden dolayı her hangi bir borcu olmadığı iddia etmiştir. Davalı ise alınan senedin bir teminat senedi olduğunu kabul etmiş ancak davacının verilen görevi yerine getirmeyerek müvekkili şirket aleyhine maddi zarara uğrattığı, bu zararın karşılığı olarak senedin doldurulduğunu beyan etmiştir. Dinlenen tanık beyanları da senedin teminat senedi olarak verildiğini tevsik etmişlerdir. Davalı işverenlik senedin şirketin zararı karşılığı doldurulup takibe konulduğunu iddia etmiş ise de zararın ne şekilde meydana geldiğini buna dair delil ve belgeler sunamadığı gibi bu zararın işçinin kusurundan kaynaklandığını da ispat edememiş dolayısı ile icra takibine konulan borcun neden ve sebepleri de açıklanmadığından takibin kötü niyetle yapıldığı kanaatine varılmış davanın kabulü cihetine gidilmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1- ) Davanın Kabulüne, Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/3802 Sayılı takip dosyasından dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, takip konusu asıl alacağın % 40'ı olan 1.340,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2- ) Hüküm altına alınan miktar üzerinden alınması gereken karar ilam harcı 79,59 TL tutmakta olup dava ile alınan 45,30 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 34,29 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3- ) Hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı lehine takdir olunan 400,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4- ) Davacı tarafından karşılanan 13,10TL başvurma,45,30 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5- ) Davacı tarafından karşılanan 250,00 TL bilirkişi ücreti, 17,00 TL davetiye gideri, 47,60 TL müzekkere giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı 8 gün içinde Yargıtay'a başvurabileceklerinin ihtaratı ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 14.6.2012 yarx 9. Hukuk Dairesi         2012/24793 E.  ,  2014/25415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : GİRESUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (İŞ) TARİHİ : 26/04/2012 NUMARASI : 2011/676-2012/235 DAVA :Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamı ile %40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.  Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:  Y A R G I T A Y K A R A R I  A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı asıl dosyada, işe girerken kendisinden senet alındığını, işten çıkarıldıktan sonra alınan senedin davalı tarafından icraya konulduğunu ileri sürerek bu senetten dolayı borçlu olmadığı ileri sürerek, verilen senedin teminat senedi olduğuna, bundan dolayı yapılan takibin iptali ile davalı aleyhine % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, mücerretlik ilkesi gereği davacının yazılı delil ile iddiasını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini, ayrıca haksız açılan dava nedeni ile davacı aleyhine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının senedin bedelsizliğini ve teminat senedi olduğunu yazılı delil ile ispatlaması gerektiği gerekçesiyle asıl dava ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Davacı senedin bedelsiz (karşılıksız) olarak düzenlendiğini iddia etmiş olup kural olarak iddiasını yazılı delillerle kanıtlamak zorundadır. Ancak taraflar arasında işçi, işveren ilişkisi mevcut olup mahkemenin kabulünün aksine davacı iddiasını her türlü delil ile kanıtlayabilir.  Dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle tanık beyanlarına göre davacının imzaladığı senedin teminat senedi olduğu, davalının senedin ne için alındığına dair herhangi bir savunma ve makul bir sebep ortaya koymadığı da dikkate alındığında senedin teminat senedi olarak alındığı anlaşılmakla iptaline ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile asıl davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 08.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verilmiştir. 9. Hukuk Dairesi         2012/23654 E.  ,  2014/24454 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR 8. İŞ MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2010 NUMARASI : 2010/75-2010/577 DAVA :Davacı, 01/02/2009 tanzim tarihli, 5.000 TL bedelli ve lehtarı T.. K.. olan senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi, bahse konu senedin ve senede dayanarak yapılan icra takibinin iptaline karar verilmesi ve haksız icra takibi nedeniyle kötü niyet tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, görevsizlik kararı vermiştir.  Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I  A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalının ortağı ve aynı zamanda yöneticisi olduğu K.. Loj. U... Taş. Ve Tic. Ltd. Şti.'de 13/07/2007-23/10/2007 tarihleri arasında çalıştığını, işe girerken işverenin kendisine boş bir senet imzalattırdığını, sonradan bu senedin kendisinden izin almadan doldurularak, senette lehtar olarak görünen davalı T.. K.. tarafından icraya konduğunu ileri sürerek, bu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin ve senede dayanarak başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesi ve kötü niyetli icra takibi nedeniyle kötü niyet tazminatı taleplerinde bulunmuştur. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacıya 5.000 TL borç para verdiğini, davacının bunun karşılığında davaya konu senedi tanzim edip verdiğini, senet ödenmeyince senedi icraya koyduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci: Mahkemece, davalı ile davacı arasında hizmet ilişkisinin bulunmadığı, davalının davacının işvereni olmadığı, davacının çalıştığı K.. Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.'nin senette lehtar veya ciranta olmadığı, davalının K.. Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.'de davacı gibi çalışan düz bir işçi olduğu, davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olmadığı, görevli mahkemenin davanın değerine göre sulh hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.  E) Gerekçe: Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.  4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.  Kanunun 2 nci maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez. Yasanın 8 inci maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir.  İş sözleşmesini eser ve vekâlet sözleşmelerinden ayıran en önemli ölçüt bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede, iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağımlılığı vardır.  İş sözleşmesini belirleyen ölçüt hukukî-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukukî bağımlılık işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki talimatlara uyma yükümlülüğünü içerir. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirir. İşçinin işverene karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini, işçinin işverenin talimatlarına göre hareket etmesi ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, işçinin bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli, kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin ölçüt teşkil etmez. İşçinin işverenin belirlediği koşullarda çalışırken kendi yaratıcı gücünü kullanması ve işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. Çalışanın işyerinde kullanılan üretim araçlarına sahip olup olmaması, kâr ve zarara katılıp katılmaması, karar verme özgürlüğüne sahip bulunup bulunmaması bağımlılık unsuru açısından önemlidir.  İş sözleşmesinde işçi işveren için belirli veya belirsiz süreli olarak çalışır. Vekâlet sözleşmesinde ise vekil kural olarak uzmanlığı bakımından iş sahibinin talimatları ile bağlı değildir. İş sözleşmesinin varlığı ücretin ödenmesini gerektirir. Oysa vekâlet için ücret zorunlu bir öğe değildir. Vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümlerde iş sözleşmesinin aksine sosyal nitelikte edimlere ve koruma yükümlülüklerine rastlanmaz. Vekil bağımsız olarak iş görür, bu nedenle faaliyetini sürdüreceği zamanı belirlemede kısmen de olsa serbestliğe sahiptir. Bütün zamanını tek bir müvekkile özgülemek zorunda olmayan vekil, farklı kişilerle vekâlet sözleşmeleri yapabilir. Ekonomik olarak tek bir işverene bağımlı değildir. Tüzel kişilerde yönetim hakkı ile emir ve talimat verme yetkisi organlarını oluşturan kişiler aracılığıyla kullanılır. Tüzel kişiler yönünden tüzel kişinin kendisi soyut işveren, tüzel kişinin organını oluşturan kişiler ise somut işveren sıfatını haizdir. Ticaret şirketleriyle tüzel kişilerde somut işveren sıfatını taşıyan organ bir kurul olabileceği gibi tek başına bir kişiye verilen yetki çerçevesinde gerçek kişinin de organ sıfatını kazanması mümkündür.  Limitet, hisseli komandit ve kolektif şirketlerde yönetim yetkisi şirket ortaklarından birine bırakıldığında, bu kişi müdür sıfatıyla kişi-organ sayılır. Türk Ticaret Kanununun 319 uncu maddesine göre, anonim şirketler yönünden yönetim ve temsil yetkisinin yönetim kurulu üyelerine bırakılması halinde, bu kişi veya kişiler kişi-organ sıfatını kazanır. Şirketi temsil ve yönetime yetkili kişi-organ sıfatını taşıyan kişiler işveren konumunda bulunduklarından işçi sayılmazlar. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir. Somut olayda, davacı davalının ortağı ve aynı zamanda yöneticisi olduğu K.. Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.' de 13/07/2007-23/10/2007 tarihleri arasında çalıştığını, işe girerken işverenin kendisine boş bir senet imzalattırdığını, sonradan bu senedin kendisinden izin almadan doldurularak, senette lehtar olarak görünen davalı T.. K.. tarafından icraya konduğunu ileri sürerek, bu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, senedin ve senede dayanarak başlatılan icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacıya 5.000 TL borç para verdiğini, davacının bunun karşılığında davaya konu senedi tanzim edip verdiğini, senet ödenmeyince senedi icraya koyduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece davacının çalıştığı anlaşılan K.. Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil dosyası ve işyeri kayıtları celbedilmiştir. Bu belgelerin incelenmesinde, davalının davacının çalıştığı şirkette kurucu, ortak ya da yönetici olmadığı anlaşılmışsa da davalı tanığı Y.. İ.. davalı T.. K..'nın davacının çalıştığı şirkette çalışan düz bir işçi olduğunu beyan etmiştir. Yine bu belgelerin incelenmesinde, davacının ileri sürdüğü tarihler arasında K.. Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.'de çalıştığı anlaşılmıştır. Davacı tanığı T.. Ç.., aynı dönemlerde davacı ile birlikte K.. Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.'de uluslararası tır şoförü olarak çalıştıklarını, davalı T.. K..'nın şirketin müdürü olduğunu, çalıştıkları şirkette dahil bu işi yapan tüm şirketlerin şoförleri işe alırken bu şoförlerden açık senet aldıklarını, senedin boş şekilde şoförlere imzalatıldığını, bu senetlerin teminat senedi olduğunu, kendisinin ve davacının da işe başlarken bu şekilde senet imzaladıklarını beyan etmiştir. Her ne kadar mahkemece, davalı ile davacı arasında hizmet ilişkisinin bulunmadığı, davalının davacının işvereni olmadığı, davacının çalıştığı K... Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.'nin senette lehtar veya ciranta olmadığı, davalının K.. Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.'de davacı gibi çalışan düz bir işçi olduğu, davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olmadığı, görevli mahkemenin davanın değerine göre sulh hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmişse de davacının ileri sürdüğü gibi K... Loj. U... T... Ve Tic. Ltd. Şti.'de uluslararası tır şoförü olarak çalıştığının sabit olması, davacı tanığının beyanları, davalı tanığının "...davalı T.. K.. davacının çalıştığı şirkette çalışan düz bir işçidir..." şeklindeki beyanı, uygulamada uluslararası tır şoförlerinden işe girerken ileride oluşması muhtemel zararlara karşı işveren tarafından teminat senedi alınması uygulamasının bilinen bir durum olduğu hususları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu senedin davacıdan işe girerken işveren tarafından teminat senedi olarak alındığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde sabit olduğu, senette lehtar olarak şirketin değil de şirkette çalışan bir işçinin gösterilmesinin senet metninin sonradan doldurulması ihtimali karşısında senedin işveren tarafından alındığı gerçeğini değiştirmeyeceği, davacı ile davacının çalıştığı şirket arasında hizmet ilişkisi olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, bu nedenle davaya bakma görevinin iş mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, varsa tarafların diğer delilleri toplanarak, gerekirse bilirkişi raporu aldırılarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken hatalı bir değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. T.C. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ E. 2010/46290 K. 2011/19011 T. 27.6.2011 • TEMİNAT SENEDİ ( İşe Girerken İşçiden Senet Alınması - Bu Senedin Teminat Senedi Sayılması ve Geçersiz Olacağı/Menfi Tespit Davası ) • MENFİ TESPİT DAVASI ( İşe Girerken İşçiden Alınan Teminat Senetlerinin Geçersiz Olması - Davacı İşçinin Bu Senetten Dolayı Borçlu Olmadığının Tespit Edilmesi/İş Mahkemelerinin Yetkili Olduğu ) • İCRA İNKAR TAZMİNATI ( İşe Girerken İşçiden Alınan Teminat Senetlerinin Geçersiz Olması - Davacı İşçinin Bu Senetten Dolayı Borçlu Olmadığının Tespit Edilmesi/İş Mahkemelerinin Yetkili Olduğu ) • İŞE GİRERKEN İŞÇİDEN SENET ALINMASI ( Bu Senedin Teminat Senedi Sayılması ve Geçersiz Olacağı - Menfi Tespit Davası ) • HUSUMET ( İşe Girerken İşçiden Davalı Ortak Girişimi Oluşturan Şirketlerin Teminat Senedi Aldığı - Senedi İşleme Koyanın Diğer Davalı Olması/Ortak Girişimi Oluşturan Şirketler Hakkında Hüküm Kurulması Gerektiği ) 4857/m.11 2004/m.67 ÖZET : Dava menfi tespit davası ve icra inkat tazminatına ilişkindir. Davacı işe girerken kendisinden senet alındığını, iş akdi haksız olarak feshedildiğini, fesih sonrası bu sebeple işçilik alacakları için dava açtığını ve davalı işverenin diğer bir çalışanı tarafından işe girerken aldığı senedin takibe konulduğunu iddia etmiştir. İcra takibine konulmuş olan senetlerin işçiden işe girerken alındığı ve teminat senedi oldukları anlaşılmaktadır.Davacı ve davalı şirketler arasındaki iş ilişkisi nedeni ile de iş mahkemesinin görevli olduğu da açıktır. Mahkemece işin esasına girilerek, senedin teminat senedi olduğu ve bu sebeple davacının bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yerindedir. Senedin işe girerken ortak girişimi oluşturan işveren davalı şirketler tarafından alınması ve diğer davalı üçüncü kişi tarafından icraya konulması nedeni ile icraya koyan davalı gerçek kişi ve işveren şirketler hakkında dava açılmıştır. Teminat senedini alan davalı şirketler, işleme koyan ise diğer davalıdır. Bu sebeple davacının işvereni olan davalı ortak girişimi oluşturan şirketler hakkında hüküm kurulması gerekir. Yazılı şekilde davacının işvereni olan ve teminat senedini alan davalı şirketler hakkında davanın husumetten reddine karar verilmesi hatalıdır. DAVA : Davacı vekil, davacı işçiden işe girerken alınan tazminat senedinin davalı işveren şirketler ve şirket çalışanı diğer davalı tarafından icraya konulması nedeni ile bedelsiz olduğunun tespiti ile borçlu olmadığının tespitine ve davalıların % 40 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın davalı şirketler hakkında husumetten reddine, icraya koyan diğer davalı N.Ö. hakkında kabulüne karar verilmiştir. Hüküm süresi içinde davacı vekili ve davalı N. Ö. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hâkimi B.Kar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: KARAR : Davacı vekili, davacı işçinin ortak girişimi oluşturan davalı şirketler işçisi olarak çalıştığını, işe girerken teminat senedi aldığını, çalışma koşullarının ağırlığı ve ücretlerin eksik yatırılması nedeni ile işvereni asıl işverene ve Bölge Çalışma Müdürlüğüne şikayet ettiklerini, iş sözleşmelerinin bu sebeple feshedildiğini ve alınan teminat senedinin davalı işveren şirketler tarafından şirket çalışanı diğer davalıya verilerek ve onun tarafından doldurularak icraya konulduğunu, teminat senedinin teminat senedi olması nedeni ile bedelsiz olduğunun tespiti ile borçlu olmadığının tespitine ve davalıların %40 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, icra takibinin davalı N. Ö. tarafından yapılmış olduğunu, diğer davalı şirketlerin her hangi bir alakasının olmadığını, bu sebeple husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, görev yönünden ise Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, bu şekilde öncelikle husumet ve görev itirazında bulunarak, esas yönünden ise davacının senedi bizzat imzalamış olduğunu, sebebinin ise davacının davalı N. Ö.’den beraber çalışmakta iken borç almasından kaynaklanmış olduğunu, davacının borcunu süresinde ödememesi nedeni ile icra takibine geçilmiş olduğunu, davacının itirazlarının haksız ve yersiz olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı ve 5 arkadaşının davalılardan A... Ltd. Şirketlerinin oluşturduğu ortak girişime oluşturan işverenlere bağlı olarak çalışmakta iken çalışma koşulları sebebiyle davalı işverenleri şikâyet ettikleri, daha sonra iş akitlerinin feshedildiği, davacı ve diğer işçilerin davalı şirketler aleyhine Gemerek Asliye Hukuk ( İş ) Mahkemesine işçilik alacaklarından kaynaklanan davayı açtıkları, diğer davalının ise 18.02.2010 tarihinde davaya konu senedi Sivas İcra Dairesi kanalı ile takibe koyduğu, davalı N. Ö.’in 01.11.2008 tarihine kadar davalı şirketler bünyesinde işçi olarak çalıştığı, davacıdan işe girerken 4.000, 00 TL. Bedelli senet alındığı, daha sonra senedin lehtarı ile tarih kısmı doldurularak adı geçen davalı tarafından takibe konulduğu, senedin ise işe girerken teminat amacıyla alındığı, davacıların aslında borçlu olmadığı gerekçesi ile davanın davalı şirketler hakkında husumetten reddine, icraya koyan diğer davalı N. Ö. hakkında kabulüne karar verilmiştir. Ticaret Hukuku hükümlerine dayalı senetlerin, teminat kaydı içerdiğinde, poliçe, bono veya çek olsun vasfını kaybettiği, geçerli olmadığı bilinmektedir. İşçi ve işverenin taraf oldukları iş ilişkisinde başlangıçta işe girerken, bazı iş kollarında işverenin teminat amacı ile bu tür senetler aldığı uygulama ile anlaşılmaktadır. Kuşkusuz bu durumun kanıtlanması halinde bu şekilde alınan senet, teminat senedi niteliğinde sayılmalıdır. Diğer taraftan, İş Hukuku; işçi ve işveren ilişkisinde, işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak, sözleşme hukuku alanında ayrılmış ve farklı kurallar getirerek gelişmiştir. Bu sebeple iş hukukunda, düzenlenen belgelere karşı işçi lehine tanık dinletilmesi yoluna gidilmektedir. Dosya içeriğine göre, davacı gibi birden fazla işçinin davalı ortak girişimi oluşturan davalı şirketler hakkında çalışma koşullarının ağırlığı ve ücretlerinin eksik ödenmesi nedeni ile şikâyette bulunmaları üzerine iş sözleşmelerinin feshedildiği, davacı ve diğer işçilerin işçilik alacakları için dava açtıktan sonra aynı işyerinde çalışan diğer davalının davacı ve diğer işçiler hakkında senede müstenit alacağın tahsili için icra takibi yaptığı, davacının da bu senedin işe girerken teminat senedi olarak alındığı iddiası ile bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Aynı işyerinde çalışan birçok işçinin aynı işyerinde çalışan bir kişi ile alacak verecek ilişkisine girmeleri ve hiç yokken senet vermeleri hayatın olağan akışına uygun değildir. Davacı ve diğer işçilerin davalı şirket aleyhine şikâyet bulundukları ve işçilik alacakları için dava açtıkları tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde, davacı aleyhine icra takibine konu edilen senedin işe girerken, davalı işveren şirketler tarafından teminat amacı ile alındığı anlaşılmaktadır. İcra takibine konu senedi davalı şirketlerin davacı işçiden işe girerken aldığı ve teminat senedi olduğu açıktır. Davacı ve davalı şirketler arasındaki iş ilişkisi nedeni ile de iş mahkemesinin görevli olduğu da açıktır. Mahkemece işin esasına girilerek, senedin teminat senedi olduğu ve bu sebeple davacının bu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yerindedir. Bu sebeple davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır. Davacı vekilinin temyizine gelince; Senedin işe girerken ortak girişimi oluşturan işveren davalı şirketler tarafından alınması ve diğer davalı üçüncü kişi tarafından icraya konulması nedeni ile icraya koyan davalı gerçek kişi ve işveren şirketler hakkında dava açılmıştır. Teminat senedini alan davalı şirketler, işleme koyan ise diğer davalıdır. Bu sebeple davacının işvereni olan davalı ortak girişimi oluşturan şirketler hakkında hüküm kurulması gerekir. Yazılı şekilde davacının işvereni olan ve teminat senedini alan davalı şirketler hakkında davanın husumetten reddine karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. yarx T.C. YARGITAY 19. Hukuk Dairesi E:2009/12637 K:2010/7750 T:17.06.2010 İŞ HUKUKU İŞÇİDEN PEŞİN ALINAN TEMİNAT SENEDİ SENET İPTALİ GÖREVLİ MAHKEME Özet İşe girerken işverene teminat senedi olarak verildiği iddiasıyla açılan "senet iptali" davasına iş mahkemesinde bakılmalıdır. Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davalılardan Banka vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı vekili, bu dosya ile birleşen İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/22 Esas sayılı dosyasında davalı olan İ. B ank tarafından icra takibine konu edilen 07.10.2005 vade tarihli ve 7250.-TL. bedelli bononun, müvekkili tarafından davalı şirkete işe girerken teminat amacıyla verildiğini ve iş akdinin bitmesi durumunda geri verileceğinin kararlaştırıldığını, ancak diğer davalı A. Gıda A.Ş. tarafından tahsil için İ. Bank'a verildiğini belirterek müvekkilinin söz konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı İ. Bank vekili, müvekkili Bankanın iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan deliller ve dinlenen tanıklar doğrultusunda, takibe konu bononun davacı tarafından, davalı şirkete işe girerken teminat amacıyla verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı İ. Bank vekilince temyiz edilmiştir. Davacı ile davalı şirket arasında işçi ve işveren ilişkisi olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkeme İş Mahkemeleri olmalıdır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir. Mahkemece bu husus göz önüne alınmadan işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı tarafın temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi. T.C. YARGITAY 9. Hukuk Dairesi E:2007/36276 K:2009/1590 T:05.02.2009 İŞ HUKUKU İŞÇİYE İMZALATILAN TEMİNAT SENEDİ SENEDİN HÜKÜMSÜZ OLMASI Özet İşveren şirket bir anonim şirket olup, şirket kayıtlarında alacak ve borçlarının gösterilmemiş olduğundan söz edilemez. işveren vekili de taraflar arasında ticari bir ilişkinin olmaması sebebiyle senedin şirketin ticari defterlerinde kaydının olmadığını beyan etmiştir. Esasen, İşçi ile işveren arasında ticari bir ilişkinin de varlığından söz edilemez. Bu durum karşısında dava konusu senetten dolayı davacı İşçinin işverene borcunun olmadığı, senedin karşılıksız olarak teminat senedi olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. 2004 s. Yasa m. 72 Davacı, 06.06.2000 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını işe başladığı tarihte işverence boş bir senet imzalattırıldığını, 02.03.2002 tarihinde işyerinden ayrıldıktan sonra senedin doldurularak işleme konulduğunu iddia ederek söz konusu senetten dolayı işverene borçlu olmadığını tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalıi davacının 2001 yılının ortalarında evleneceğini, paraya ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine senedin tanzim edildiğini ancak ödenmediğini, protesto çektiklerini davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece bonoya karşı bedelsizlik iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacını ise yazılı delil sunmadığı gerekçesi ile dava red olunmuştur. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın normatif dayanağı İcra İflas Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen menfi tespit davasıdır. Davacı senedin bedelsiz (karşılıksız) olarak düzenlendiğini iddia etmiş olup kural olarak iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Ancak taraflar arasında İşçi işveren ilişkisi mevcut olup mahkemenin kabulünü aksine davacı iddiasını her türlü delille ispat edebilir. Dinlenen davacı tanıkları şef, bölüm sorumlusu gibi kalifiye elemanlara bu şekilde işe girerken boş senet imzalatıldığını, davacıya da böyle bir senet imzalatıldığını ifade etmişlerdir. işveren davalı, senedin davacının evleneceğini, paraya ihtiyacı olduğunu beyan etmesi nedeniyle borç para temine yönelik olarak düzenlendiğini savunmuş ise de, davacı 21.07.2000 tarihinde evlenmiş olup bono ise 06.06.2001 tanzim tarihlidir. Davalı vekili de taraflar arasında ticari bir ilişki olmadığı gerekçesiyle senedin şirketin ticari defterlerinde kaydı olmadığını belirtmiştir. Davalı şirket bir anonim şirket olup şirketin kayıtlarında alacak ve borçlarının gösterilmemiş olması düşünülemez. Tüm bu sebeplerle dava konusu senetten dolayı davacının davalı işverene borçlu olmadığı, senedin karşılıksız olarak teminat senedi şeklinde düzenlenmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın kabul edilmesi gerekirken yazılı dilekçe ile rededilmesi hatalıdır. SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, 05.02.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kararın gerekçesinin çözümlemesi

1. Teminat senedi nedir?

Belirli ve doğmuş borcu değil, ileride doğması muhtemel zararı güvence altına almak için alınan senettir. İşe girişte topluca alınması ve borç miktarının sonradan doldurulması teminat iddiasını güçlendirir.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle i̇ş sözleşmesi ve sgk kayıtları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

2. Menfi tespit davası

İşçi senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. İcra takibi başlamışsa takibin durdurulması koşulları; ödeme yapılmışsa istirdat talebi ayrıca değerlendirilir.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle senet aslı ve icra dosyası üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

3. Tanıkla ispat imkânı

Yargıtay, işverenin ekonomik üstünlüğü ve işçiyi koruma ilkesi nedeniyle işe girişte alınan senedin teminat niteliği bakımından işçi lehine tanık deliline daha geniş yaklaşmaktadır.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle aynı işyerindeki işçi tanıkları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

4. Üçüncü kişiye ciro

Senedin üçüncü kişiye devri uyuşmazlığı ağırlaştırır. Üçüncü kişinin senedi işçinin zararına bilerek devraldığı, işverenle bağlantısı ve ciro zinciri araştırılır.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle i̇şveren ve senet hamili arasındaki ilişki kayıtları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

5. İhtiyati tedbir

Takipten önce açılan menfi tespit davasında icra takibinin başlamasını önleyen; takipten sonra ise icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesini engelleyen tedbir koşulları farklıdır. Teminat yükümlülüğü dikkate alınır.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle ceza soruşturması ve benzer dava dosyaları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

Kararın kapsamı ve sınırları

Kararın emsal değeri “İşe girişte boş ve teminat amacıyla alınan senet iş ilişkisi ve işçiyi koruma ilkesi çerçevesinde incelenmeli; tanıklar ve bağlantılı dosyalar birlikte değerlendirilmelidir.” ilkesiyle sınırlıdır. Olay tarihi, taraf sıfatı, talep sonucu veya i̇ş sözleşmesi ve sgk kayıtları bakımından önemli bir farklılık varsa aynı sonucun çıkacağı varsayılmamalıdır.

Dilekçede nasıl kullanılmalıdır?

Dilekçede önce Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/32648, K.2015/35295, T.14.12.2015 künyesi yazılmalı; sonra kararın çözdüğü maddi sorun iki cümlede özetlenmelidir. Ardından mevcut dosyada davacı davalı işyerinde …-… tarihleri arasında çalışmıştır. olgusunun karardaki vakıayla benzerliği veya farkı açıklanmalı ve “senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine” talebinin bu içtihatla neden desteklendiği gösterilmelidir.

Güncellik notu

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E.2015/32648, K.2015/35295, T.14.12.2015 tarihinden sonra İİK m.72; HMK m.200-202; İş Hukukunun işçiyi koruma ilkesi hükümlerinde veya görevli dairelerin iş bölümünde değişiklik bulunup bulunmadığı yayın tarihinde kontrol edilmelidir. Karar metni, olay tarihindeki hukukla güncel hukuk ayrıştırılarak kullanılmalıdır.

Sonuç

İşe girişte boş ve teminat amacıyla alınan senet iş ilişkisi ve işçiyi koruma ilkesi çerçevesinde incelenmeli; tanıklar ve bağlantılı dosyalar birlikte değerlendirilmelidir.

İlgili İçerikler

Büro Bilgilendirmesi

Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.