Karar künyesi:* Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E.2011/66275, K.2013/9906, T.28.05.2013

Temel sonuç:* KDV ve fatura uyuşmazlığı nedeniyle malı hapis hakkı iddiasıyla iade etmeme eylemi hukuki ihtilaf niteliğinde olup suçun yasal unsurları oluşmayabilir.

Kararın ele aldığı hukuki sorun

Karar, güveni kötüye kullanma suçlaması ve ceza savunması uyuşmazlığında hangi maddi olguların belirleyici olduğunu ve karar merciinin hangi delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir.

Uyuşmazlığın hukuki çerçevesi

Bir malın geç iade edilmesi veya sözleşme borcunun yerine getirilmemesi her zaman güveni kötüye kullanma suçu oluşturmaz. Ceza sorumluluğu için malın belirli amaçla zilyetliğinin devri ve failin malikmiş gibi tasarruf ederek yarar sağlaması gerekir.

Kararın değerlendirdiği sorun, özellikle “Suçun temel unsurları” ve “Hukuki ihtilaf ne demektir?” başlıklarının somut olayda nasıl ayrılacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.

Karar merciinin vardığı sonuç

KDV ve fatura uyuşmazlığı nedeniyle malı hapis hakkı iddiasıyla iade etmeme eylemi hukuki ihtilaf niteliğinde olup suçun yasal unsurları oluşmayabilir.

Sonuç, teslim ve sözleşme belgeleri ile fatura ve ödeme uyuşmazlığı yazışmaları gibi temel delillerin toplanması ve tarafların maddi vakıalarının doğru nitelendirilmesi gereğine dayanmaktadır.

Gerçek karar metni

Aşağıdaki metin, Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E.2011/66275, K.2013/9906, T.28.05.2013 künyeli kararın Bilgi Deposu’ndaki belgesinden alınmıştır. Sigorta Tahkim kararlarında taraf, adres ve iletişim bilgileri kişisel verilerin korunması amacıyla çıkarılmıştır.

GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA - HUKUKİ İHTİLAF T.C. YARGITAY 15. Ceza Dairesi TÜRK MİLLETİ ADINA Y A R G I T A Y İ L A M I Esas No : 2011/66275  Karar No : 2013/9906 Tebliğname No : 11 - 2009/160330 İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ : Menderes Asliye Ceza Mahkemesi TARİHİ : 10/03/2009 NUMARASI : 2008/369 (E) ve 2009/330 (K) SANIK : A.Ö SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDEN : Sanık müdafii TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE : Bozma Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Katılanın 10 adet profil boruyu işlemesi için sanığın işyerine bıraktığı, aralarında sözlü olarak anlaşma yaptıkları, katılanın profil boruları almaya gittiğinde aralarında fatura düzenlenmesi ve KDV ödemesi hususunda anlaşmazlık çıktığı, katılanın KDV ödemek istememesi nedeniyle sanığın hapis hakkını kullanarak malları iade etmediği, bu şekilde sanığın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; 1-Sanığın kendisine işlenmesi için bırakılan profil boruları KDV ödenmemesi nedeniyle iade etmemesinden ibaret eyleminin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, malların geç tesliminden dolayı doğan zararın tazmini için Hukuk Mahkemelerinde her zaman talepte bulunulmasının mümkün olduğu gözetilmeden sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; 2-Sanığın, kovuşturma aşamasında profil boruları iade edip katılanın uğradığı zararı aynen geri verme suretiyle giderdiği halde, 5237 sayılı TCK'nın 168/2 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Kararın gerekçesinin çözümlemesi

1. Suçun temel unsurları

Mal rızayla, iade edilmek veya belirli şekilde kullanılmak üzere faile teslim edilmelidir. Fail malı veriliş amacı dışında kullanmalı, devretmeli, tüketmeli veya teslim olgusunu inkâr ederek kendisine ya da başkasına yarar sağlamalıdır.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle teslim ve sözleşme belgeleri üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

2. Hukuki ihtilaf ne demektir?

Taraflar arasında bedel, vergi, ayıp, mahsup, hapis hakkı veya sözleşmenin ifası konusunda gerçek uyuşmazlık varsa, sırf malın iade edilmemesi ceza mahkûmiyetine yeterli değildir.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle fatura ve ödeme uyuşmazlığı yazışmaları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

3. Hapis hakkı savunması

Fail, alacağını güvence altına almak için malı tuttuğunu ileri sürebilir. Bu savunmanın özel hukuk bakımından haklı olup olmaması ayrı; suç kastı bulunup bulunmadığı ayrı değerlendirilir.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle malın nerede ve nasıl muhafaza edildiği üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

4. Kastın ispatı

Malın satılması, gizlenmesi, inkâr edilmesi, sahte belge düzenlenmesi veya kişisel menfaat için kullanılması suç kastını gösterebilir. Sadece ödeme anlaşmazlığı ise şüpheden sanık yararlanır.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle i̇ade teklifleri ve ihtarnameler üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

5. Hizmet nedeniyle nitelikli hâl

Meslek, sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi nedeniyle teslim edilen mal bakımından daha ağır yaptırım gündeme gelebilir; önce temel suçun unsurları oluşmalıdır.

Bu ölçüt, somut dosyada özellikle tanıklar ve ticari kayıtlar üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.

Kararın kapsamı ve sınırları

Kararın emsal değeri “KDV ve fatura uyuşmazlığı nedeniyle malı hapis hakkı iddiasıyla iade etmeme eylemi hukuki ihtilaf niteliğinde olup suçun yasal unsurları oluşmayabilir.” ilkesiyle sınırlıdır. Olay tarihi, taraf sıfatı, talep sonucu veya teslim ve sözleşme belgeleri bakımından önemli bir farklılık varsa aynı sonucun çıkacağı varsayılmamalıdır.

Dilekçede nasıl kullanılmalıdır?

Dilekçede önce Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E.2011/66275, K.2013/9906, T.28.05.2013 künyesi yazılmalı; sonra kararın çözdüğü maddi sorun iki cümlede özetlenmelidir. Ardından mevcut dosyada sanığa … malları işlenmek/onarılmak üzere sözleşme kapsamında teslim edilmiştir. olgusunun karardaki vakıayla benzerliği veya farkı açıklanmalı ve “sanığın cmk m.223/2-a veya e uyarınca beraatine” talebinin bu içtihatla neden desteklendiği gösterilmelidir.

Güncellik notu

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E.2011/66275, K.2013/9906, T.28.05.2013 tarihinden sonra TCK m.155; CMK m.223 hükümlerinde veya görevli dairelerin iş bölümünde değişiklik bulunup bulunmadığı yayın tarihinde kontrol edilmelidir. Karar metni, olay tarihindeki hukukla güncel hukuk ayrıştırılarak kullanılmalıdır.

Sonuç

KDV ve fatura uyuşmazlığı nedeniyle malı hapis hakkı iddiasıyla iade etmeme eylemi hukuki ihtilaf niteliğinde olup suçun yasal unsurları oluşmayabilir.

İlgili İçerikler

Büro Bilgilendirmesi

Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.