Tehdit suçu, mağdurun karar verme ve hareket özgürlüğünü korur. Failin mağdurun yüzüne karşı söz söylemesi şart değildir; telefon, mesaj, sosyal medya veya üçüncü kişi aracılığıyla iletilen sözler de tehdit oluşturabilir. Ancak mağdurun yokluğunda bir başkasına söylenen her ağır söz otomatik olarak tehdit değildir. Temel sorun, failin sözlerin mağdura ulaşmasını isteyip istemediğidir.

İletme kastı neden önemlidir?

Tehdit suçunun tamamlanması için söz veya davranışın mağdurun bilgisine ulaşması ve objektif olarak korku yaratmaya elverişli olması gerekir. Fail sözleri üçüncü kişiye söylerken, bu kişinin mağdura aktaracağını biliyor veya özellikle aktarmasını istiyorsa dolaylı tehditten söz edilebilir. Buna karşılık öfke anında, mağdura ulaştırılması amaçlanmaksızın kapalı bir konuşmada söylenen sözlerde iletme kastı bulunmayabilir.

Mahkeme hangi ölçütlere bakar?

İletme kastı doğrudan itirafla ispatlanmak zorunda değildir. Olayın bütününden çıkarılır. Özellikle;

  • Failin “git ona söyle” şeklinde açık talimat verip vermediği,
  • Sözün söylendiği kişinin mağdurla yakınlığı,
  • Failin sözlerin aktarılacağını bilip bilmediği,
  • Taraflar arasındaki önceki olaylar,
  • Sözlerin hemen ardından mesaj veya arama yapılması,
  • Tanığın sözleri kendiliğinden mi yoksa failin yönlendirmesiyle mi aktardığı,
  • Sözün ciddi ve belirli bir saldırı vaadi içerip içermediği

birlikte değerlendirilir.

Her kaba söz tehdit değildir

Tehdit, gelecekte gerçekleştirilecek haksız bir saldırının bildirilmesidir. Geçmişe ilişkin övünme, beddua, belirsiz öfke sözü veya kaba hitap her durumda TCK m.106 kapsamında değildir. Sözlerin bağlamı, tarafların ilişkisi ve objektif ciddiyeti önem taşır. “Seni mahvederim” gibi ifadeler olayın şartlarına göre tehdit sayılabilirken, tartışma içinde kullanılan mecazi ifadeler farklı değerlendirilebilir.

İspat nasıl yapılır?

Tanık anlatımı, mesaj kaydı, arama dökümü, ses kaydı, kamera görüntüsü ve tarafların olay sonrası davranışları delil olabilir. Ancak hukuka aykırı elde edilen kayıtlar hükme esas alınamaz. Tanığın sözleri aynen hatırlayıp hatırlamadığı, aktarımın ne zaman yapıldığı ve tanık ile taraflar arasındaki ilişki sorgulanmalıdır.

Savunmada hangi noktalar öne çıkar?

Sanık yönünden savunma; sözlerin hiç söylenmediği, farklı içerikte söylendiği, tehdit niteliğinde olmadığı veya mağdura iletilmesinin amaçlanmadığı ekseninde kurulabilir. Tanığın sözleri kendi inisiyatifiyle aktardığı, failin mağdurla doğrudan görüşme imkânı olduğu hâlde aktarım iradesi göstermediği ve olay sonrası davranışların tehdit kastıyla bağdaşmadığı açıklanabilir.

Şikâyet ve uzlaştırma

Tehdidin türüne göre şikâyet koşulu ve uzlaştırma kapsamı değişebilir. Malvarlığına yönelik veya sair kötülük tehdidi ile hayat ve vücut dokunulmazlığına yönelik tehdit aynı usule tabi değildir. Somut sözün hangi cümleye girdiği belirlenmeden süre ve başvuru yolu hakkında kesin değerlendirme yapılmamalıdır.

Sonuç

Gıyapta tehdit dosyalarında belirleyici soru, yalnız sözün ağırlığı değil, mağdura ulaştırılmasının amaçlanıp amaçlanmadığıdır. İletme kastı somut delillerle ortaya konulmadan mahkûmiyet kurulması, ceza sorumluluğunu varsayıma dayandırır.

İlgili İçerikler

Büro Bilgilendirmesi

Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, uygulama rehberi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.