Karar künyesi:* Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2015/17437, K.2016/8946, T.03.05.2016
Temel sonuç:* Davalı eşe yüklenebilecek hiçbir kusur kanıtlanmamışsa, evlilik birliğinin yalnız davacının davranışlarıyla sarsılmış olması davacı lehine boşanma kararı için yeterli değildir.
Kararın ele aldığı hukuki sorun
Karar, boşanma, velayet, nafaka ve tazminat uyuşmazlığında hangi maddi olguların belirleyici olduğunu ve karar merciinin hangi delilleri birlikte değerlendirmesi gerektiğini göstermektedir.
Uyuşmazlığın hukuki çerçevesi
Boşanma davasında yalnız evliliğin fiilen bozulmuş olması yeterli değildir. Mahkeme, hangi eşin hangi somut davranışlarla ortak hayatı çekilmez hâle getirdiğini ve bu davranışların kusur ağırlığını belirler.
Kararın değerlendirdiği sorun, özellikle “Kusur belirlemesi neden önemlidir?” ve “Vakıalar nasıl somutlaştırılmalıdır?” başlıklarının somut olayda nasıl ayrılacağı noktasında yoğunlaşmaktadır.
Karar merciinin vardığı sonuç
Davalı eşe yüklenebilecek hiçbir kusur kanıtlanmamışsa, evlilik birliğinin yalnız davacının davranışlarıyla sarsılmış olması davacı lehine boşanma kararı için yeterli değildir.
Sonuç, nüfus aile kayıt tablosu ile tanık listesi ve ispat edilecek vakıalar gibi temel delillerin toplanması ve tarafların maddi vakıalarının doğru nitelendirilmesi gereğine dayanmaktadır.
Gerçek karar metni
Aşağıdaki metin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2015/17437, K.2016/8946, T.03.05.2016 künyeli kararın Bilgi Deposu’ndaki belgesinden alınmıştır. Sigorta Tahkim kararlarında taraf, adres ve iletişim bilgileri kişisel verilerin korunması amacıyla çıkarılmıştır.
T.C.
YARGITAY
2. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/17437
K. 2016/8946
T. 3.5.2016
• BOŞANMA DAVASI ( Evlilik Birliğinin Devamı Eşlerden Beklenmeyecek Derecede Temelinden Sarsıldığı/Bu Sonuca Ulaşılmasının Tamamen Davacının Tutum ve Davranışlarından Kaynaklandığı - Davalıya Atfı Mümkün Hiçbir Kusur Gerçekleşmediği/Davacının Boşanma İsteğinin Reddedileceği )
• TAM KUSURLU DAVACININ BOŞANMA DAVASI AÇMASI ( Evlilik Birliğinin Devamı Eşlerden Beklenmeyecek Derecede Temelinden Sarsıldığı/Bu Sonuca Ulaşılmasının Tamamen Davacının Tutum ve Davranışlarından Kaynaklandığı - Davalıya Atfı Mümkün Hiçbir Kusur Gerçekleşmediği/Davacının Boşanma İsteğinin Reddedilmesi Gerektiği )
• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Evlilik Birliğinin Devamı Eşlerden Beklenmeyecek Derecede Temelinden Sarsıldığı/Bu Sonuca Ulaşılmasının Tamamen Davacının Tutum ve Davranışlarından Kaynaklandığı - Davalıya Atfı Mümkün Hiçbir Kusur Gerçekleşmediği/Davacının Boşanma İsteğinin Reddedileceği )
• BOŞANMAYA KARAR VERİLEBİLMESİ İÇİN DAVALININ AZ DA OLSA KUSURU OLMASI GEREĞİ ( Boşanmayı İsteyebilmek İçin Tamamen Kusursuz ya da Az Kusurlu Olmaya Gerek Olmayıp Daha Fazla Kusurlu Bulunan Tarafın Dahi Dava Hakkı Bulunduğu - Boşanmaya Karar Verilebilmesi İçin Davalının Az da Olsa Kusurunun Bulunması Gerektiği )
• AZ KUSURLU EŞİN BOŞANMAYA KARŞI ÇIKMASI ( Bu Halin Tespitinin Dahi Tek Başına Boşanma Kararı Verilebilmesi İçin Yeterli Olamayacağı - Az Kusurlu Eşin Karşı Çıkmasının Hakkın Kötüye Kullanılması Niteliğinde Olması Gerektiği/Eş ve Varsa Çocuklar İçin Korunmaya Değer Bir Yararın Kalmadığının Anlaşılması Gerektiği )
4721/m. 166
ÖZET : Dava, boşanma davasıdır.
Davacı erkeğin agresif olduğu, kadının ailesinin ziyaretlerine gelmesini istemediği gibi geldiklerinde de kavga çıkardığı, birlik görevlerini ihmal ettiği ve bu duruma göre tam kusurlu olduğu, davalı kadının ise boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
Boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve varsa çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan sebeple davacının boşanma isteğinin reddi gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından davalı kadın yararına hükmolunan maddi ve manevi tazminatlar ile nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : 1- )Mahkemeninde kabulünde olduğu üzere; davacı erkeğin agresif olduğu, kadının ailesinin ziyaretlerine gelmesini istemediği gibi geldiklerinde de kavga çıkardığı, birlik görevlerini ihmal ettiği ve bu duruma göre tam kusurlu olduğu, davalı kadının ise boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışının ispatlanamadığı anlaşılmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerek, boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve varsa çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. ( TMK m 166/2 )
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan sebeple davacının boşanma isteğinin reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak boşanma hükmü temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2- )Davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 136.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi 2015/9307 E. , 2015/23825 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Batman Aile Mahkemesi
TARİHİ : 16/02/2015
NUMARASI : 2013/195-2015/76
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, davalı kadın lehine verilen tazminatlar, nafakalar ve kendisinin reddedilen manevi tazminat talebi yönünden, davalı kadın tarafından ise boşanma kararı ile tazminatların ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; boşanmaya sebep olan olaylarda davacı erkek ağır kusurlu bulunarak Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesine dayalı olarak boşanmaya karar verilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davalı kadına kusur olarak yüklenebilecek bir davranışın gerçekleşmediği, davalı erkeğin ise mahkemenin de kabulünde bulunduğu üzere sadakatsiz davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkek tamamen kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır (TMK md.166/2).
.../...
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.12.2015 (Per.)
T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2014/2-32
K. 2015/1655
T. 17.6.2015
• BOŞANMA DAVASI ( Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması ve Şiddetli Geçimsizlik Nedenine Dayalı/Ceza Mahkemesi Kararı İle Davacının Davalı Eşe Karşı Kasten Yaralama Suçundan Dolayı Ceza Aldığı - Davalı Kadına Atfı Mümkün Hiçbir Kusurun Bulunmadığının Gözetilmesi Gerektiği )
• KUSUR ( Davacı İle Davalının Arasında Yaklaşık On Yedi Yıldır Geçimsizlik Bulunduğu - Davacının Davalıya Sürekli Küfür Ettiği/Onur Kırıcı Sözler Söylediği ve Davalıyı Darp Ettiği/Davacının Davalıyı Devamlı Olarak Evden Kovduğu/Davalı Kadına Atfı Mümkün Hiçbir Kusurun Bulunmadığı )
• EVLİLİK BİRLİĞİNİN TEMELİNDEN SARSILMASI ( Boşanma - Davacı İle Davalının Arasında Yaklaşık On Yedi Yıldır Geçimsizlik Bulunduğu/Davacının Davalı Eşe Karşı Kasten Yaralama Suçundan Dolayı Ceza Aldığı/Davalı Kadına Atfı Mümkün Hiçbir Kusurun Bulunmadığının Gözetilmesi Gerektiği )
• TANIK BEYANLARI ( Dosyada Mevcut Tanık Beyanlarında Davacının Davalıya Sürekli Küfür Ettiği Onur Kırıcı Sözler Söylediği ve Davalıyı Darp Ettiği ve Davacının Davalıyı Devamlı Olarak Evden Kovduğunun Belirtildiği - Davalı Kadına Atfı Mümkün Hiçbir Kusurun Bulunmadığı/Boşanma Davası )
4721/m.166
ÖZET : Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda; dosyada mevcut tanık beyanlarında, davalının zaman zaman evden ayrıldığı ve torun bakmak için oğlunun yanına gittiği, davacı ile davalının arasında yaklaşık 17 yıldır geçimsizlik bulunduğu, davacının davalıya sürekli küfür ettiği, onur kırıcı sözler söylediği ve davalıyı darp ettiği, davacının davalıyı devamlı olarak evden kovduğu belirtilmiştir. Diğer yandan Ceza Mahkemesi kararı ile davacının davalı eşe karşı kasten yaralama suçundan dolayı ceza aldığı da anlaşılmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesine göre boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun bulunmasının gerekmesine, somut olayda davalı kadına atfı mümkün hiçbir kusurun bulunmadığının anlaşılmasına göre, Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
DAVA : Taraflar arasındaki "boşanma ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 10. Aile Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.07.2012 gün, 2011/844 E.,2012/647 K. sayılı kararın incelenmesi davalı tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.03.2013 gün, 2012/21572 E. –2013/7508 K. sayılı bozma ilamı ile;
( ... Davalı kadının 26.02.2012 tarihli celsedeki beyanı af niteliğinde kabul edilemez. Toplanan delillerden davacı kocanın eşine sürekli şiddet uyguladığı, hakaret ettiği, eşinin ihtiyaçlarını gidermediği, boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu; davalı kadının ise kusurlu bir davranışının varlığının kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. ( TMK.md.166/2 ). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır... ),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve şiddetli geçimsizlik nedenine dayalı boşanma ile 25.000.00 TL manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı koca vekili; müvekkili ile davalı kadının 1974 yılında evlendiklerini, davacı kocanın yaklaşık 10 yıl kadar önce geçirdiği rahatsızlık nedeniyle çalışamaz hale geldiğini ve bakıma muhtaç duruma düştüğünü, davalı kadının ise rahatsızlığı ileri sürerek davacı kocaya karşı sözlü ve fiili tacizlerde bulunduğunu, müşterek hayatın davacı koca için çekilmez bir hale geldiğini beyanla tarafların boşanmalarını ve 25.000.00 TL manevi tazminatın dava tarihindan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kadın; evliliğin bitmesinde kendisinin kusurunun bulunmadığını, davacı koca ile biraraya gelmelerinin mümkün olmadığını belirterek boşanmalarını, ayda 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, .. plakalı aracın evlilik birliği içinde alınması nedeniyle aracın yarı hissesinin kendisine verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı taraf 12.06.2012 tarihli celsede ise; davacı tarafa yazdığı belgeleri hatırlamadığını, ancak kendisi tarafından yazılmış olabileceğini, hangi tarihte yazıldığını bilmediğini, davacının hasta olduğu dönemde kendisinin davacıya bu tür mektuplar yazmasının mümkün olmadığını beyanla, kocasını sevdiğini ifade etmiştir.
Yerel Mahkemece; davanın, Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesinde düzenlenen, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı boşanma isteğine ilişkin olup, İzmir 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/1195 Esas 2012/1446 Karar sayılı eşe karşı kasten yaralama dosyası ile sanık M. D.'un katılan H. D.'a karşı işlediği eylem nedeniyle 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile 5 yıl müddetle denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, ceza dosyası, tanık beyanları ve belgelere göre; davacı kocanın, davalı kadına şiddet uyguladığı, ancak; davalı kadının 12/06/2012 tarihli celsede boşanmak istemediğine ilişkin beyanı dikkate alınarak kocanın kusurlu davranışlarının kusur tespitinde dikkate alınmadığı, davacı kocanın nefes darlığı rahatsızlığı olmasına rağmen, davalı kadının torununa bakmak için oğlunun yanına gittiği, çoğu zaman oğlunun yanında kaldığı, yine davacı kocaya yazdığı not dikkate alındığında ( TMK madde 184/1.fıkra 1. bent ) eşler arasındaki evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar bulunmadığı gerekçesiyle boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir.
Davalı kadının temyizi üzerine karar, Özel Daire'ce yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.
Yerel mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı kadın vekili getirmiştir.
Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı kadının, davacı kocanın rahatsızlığı olmasına rağmen, davalının torununa bakmak için oğlunun yanına gitmesi, çoğu zaman oğlunun yanında kalması, yine davacı kocaya karşı gerçekleştirdiği söz ve eylemlerin kusur olarak kabul edilip edilemeyeceği ve davalı kadının 12.06.2012 tarihli celsedeki beyanının af niteliğinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Evlilik Birliğinin Sarsılması" başlıklı 166. maddesi;
“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir…”
Hükmünü içermektedir.
Somut olayda; dosyada mevcut tanık beyanlarında, davalının zaman zaman evden ayrıldığı ve torun bakmak için oğlunun yanına gittiği, davacı ile davalının arasında yaklaşık 17 yıldır geçimsizlik bulunduğu, davacı M.'nın davalı H.'ya sürekli küfür ettiği,onur kırıcı sözler söylediği ve davalıyı darp ettiği, davacının davalıyı devamlı olarak evden kovduğu belirtilmiştir. Diğer yandan İzmir 5. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 09.05.2012 tarihli 2011/1195 E, 2012/1446 K sayılı kararı ile M.'nın davalı eşe karşı kasten yaralama suçundan dolayı ceza aldığı da anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesine göre boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun bulunmasının gerekmesine, somut olayda davalı kadına atfı mümkün hiçbir kusurun bulunmadığının anlaşılmasına göre, Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Açıklanan nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 17.06.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
yarx
Kararın gerekçesinin çözümlemesi
1. Kusur belirlemesi neden önemlidir?
Kusur, boşanma kararından ayrı olarak maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve yargılama giderleri üzerinde doğrudan etkilidir. Bir eşin ağır kusurlu olması, diğer eşin her talebinin otomatik kabulü anlamına gelmez; zarar, yoksulluk, nedensellik ve talep koşulları ayrıca incelenir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle nüfus aile kayıt tablosu üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
2. Vakıalar nasıl somutlaştırılmalıdır?
“Şiddetli geçimsizlik vardır” veya “eşim beni sevmiyor” gibi soyut ifadeler tek başına yeterli değildir. Hakaret, şiddet, ekonomik baskı, ortak konutu terk, ilgisizlik veya aile müdahalesi; tarih, yer, olay akışı ve delil bağlantısı ile anlatılmalıdır.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle tanık listesi ve ispat edilecek vakıalar üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
3. Tam kusurlu davacının dava hakkı
Daha fazla kusurlu eş de dava açabilir. Bununla birlikte davalıya yüklenebilecek hiçbir kusur bulunmuyorsa, davacının yalnız kendi davranışlarından yararlanarak boşanma elde etmesi kural olarak mümkün değildir. Davalının karşı çıkmasının hakkın kötüye kullanılması oluşturduğu istisnai hâller ayrıca değerlendirilir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle mesaj, e-posta ve sosyal medya kayıtları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
4. Deliller nasıl planlanmalıdır?
Tanıkların görgüye dayalı anlatımları, hukuka uygun mesaj ve e-posta kayıtları, sağlık ve kolluk kayıtları, 6284 sayılı Kanun dosyaları ve ekonomik durum belgeleri birbirini tamamlayan bir bütün hâlinde sunulmalıdır. Her delilin hangi vakıayı ispatladığı açıkça gösterilmelidir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle hastane, kolluk, savcılık ve 6284 dosyaları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
5. Dava tarihinden sonraki olaylar
Kural olarak her dava açıldığı tarihteki maddi olgulara göre görülür. Dava açıldıktan sonra doğan yeni olaylar önceki kusur vakıalarının delili olabilir; fakat bağımsız boşanma sebebi oluşturuyorsa yeni dava veya karşı dava ihtiyacı doğabilir.
Bu ölçüt, somut dosyada özellikle banka ve ekonomik-sosyal durum kayıtları üzerinden sınanmalıdır. Delil bu vakıayı doğrulamıyorsa kararın sonucu değil, yalnız genel ilkesi dikkate alınabilir.
Kararın kapsamı ve sınırları
Kararın emsal değeri “Davalı eşe yüklenebilecek hiçbir kusur kanıtlanmamışsa, evlilik birliğinin yalnız davacının davranışlarıyla sarsılmış olması davacı lehine boşanma kararı için yeterli değildir.” ilkesiyle sınırlıdır. Olay tarihi, taraf sıfatı, talep sonucu veya nüfus aile kayıt tablosu bakımından önemli bir farklılık varsa aynı sonucun çıkacağı varsayılmamalıdır.
Dilekçede nasıl kullanılmalıdır?
Dilekçede önce Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2015/17437, K.2016/8946, T.03.05.2016 künyesi yazılmalı; sonra kararın çözdüğü maddi sorun iki cümlede özetlenmelidir. Ardından mevcut dosyada taraflar … tarihinde evlenmiş olup evlilik birliğinden … doğumlu ortak çocuk/çocuklar bulunmaktadır. olgusunun karardaki vakıayla benzerliği veya farkı açıklanmalı ve “tarafların boşanmalarına” talebinin bu içtihatla neden desteklendiği gösterilmelidir.
Güncellik notu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E.2015/17437, K.2016/8946, T.03.05.2016 tarihinden sonra TMK m.166, 169, 174, 175; HMK m.119 ve 190 hükümlerinde veya görevli dairelerin iş bölümünde değişiklik bulunup bulunmadığı yayın tarihinde kontrol edilmelidir. Karar metni, olay tarihindeki hukukla güncel hukuk ayrıştırılarak kullanılmalıdır.
Sonuç
Davalı eşe yüklenebilecek hiçbir kusur kanıtlanmamışsa, evlilik birliğinin yalnız davacının davranışlarıyla sarsılmış olması davacı lehine boşanma kararı için yeterli değildir.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın belgeleri, süreleri ve güncel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.
Büro Bilgilendirmesi
Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.