Karar künyesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/10446, K. 2013/290, 09.01.2013
Somut olay
Davacının murisi, kooperatiften kullandığı krediler nedeniyle hayat sigortası yaptırmış; daha sonra vefat etmiştir. Sigorta şirketi, murisin akciğer kanserini poliçe düzenlenirken gizlediğini savunarak vefat tazminatını ödememiştir. Yerel mahkeme, biyopsi tarihini esas alıp hastalığın kasten gizlendiği sonucuna ulaşarak davayı reddetmiştir.
Davacı taraf, biyopsi tarihinde kesin tanı bulunmadığını, hastalığın muristen de gizlenmiş olabileceğini ve bazı poliçelerin biyopsi sonucundan önce düzenlendiğini ileri sürmüştür.
Gerçek karar metninden ilgili bölüm
“Davaya konu poliçelerden iki tanesi 23.01.2007 ve 24.01.2007 tarihlerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Mahkemece biyopsi tarihi esas alınarak, davacının murisinin hastalığını kasten gizlediği gerekçesiyle bu poliçeler bakımından da davanın reddine karar verilmiştir.”
“…biyopsi sonuçlarının da bu poliçelerin tanzim tarihinden sonra çıktığı anlaşıldığına göre, mahkemece hastaneden davacının murisiyle ilgili biyopsi işleminden önce ölüme neden olan hastalıkla ilgili olarak bir tanı konulup konulmadığı hususundaki delillerin, bu husustaki ispat külfeti kendisinde olan davalıdan sorulmak…”
“…şayet sadece biyopsi sonucuyla hastalığın teşhisi konmuş ise bu iki poliçenin geçerli olduğu kabul edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış…”
Kararın temel ilkesi
Yargıtay, hastalığın biyolojik olarak poliçeden önce mevcut olmasını yeterli görmemiştir. Belirleyici soru, sigortalının poliçe kurulurken kesin tanıyı bilip bilmediği ve bunu kasten saklayıp saklamadığıdır. Biyopsi sonucu poliçeden sonra çıkmışsa, sigortalının daha önce hastalığı bildiği ayrıca kanıtlanmalıdır.
Karar, “gizleme” savunmasının ispat yükünü sigorta şirketine yüklemekte ve hastane kayıtlarının ayrıntılı biçimde toplanmasını zorunlu görmektedir.
Güncel hukuk bakımından değerlendirme
Karar mülga 6762 sayılı TTK döneminde verilmiştir. Bugün 6102 sayılı TTK’nın 1435 ve devamı maddeleri uygulanır. Buna rağmen kararın yöntemsel ilkesi günceldir: önemli hususun ne olduğu, sigortalının bilgi durumu, yazılı sorular, kusur ve riziko bağlantısı somut delillerle araştırılmalıdır.
TTK m. 1436 gereğince sigortacı bir soru listesi vermişse, kural olarak bu listedeki sorular dışındaki hususlar nedeniyle sigorta ettirene sorumluluk yüklenemez; kötüniyetli saklama iddiası saklıdır. Bu nedenle güncel dosyalarda sağlık soru formunun aslı kritik önemdedir.
Kararın dosyalarda kullanımı
Karar özellikle şu uyuşmazlıklarda kullanılabilir:
- Kanser veya kronik hastalık tanısının poliçeden kısa süre sonra konulması,
- Biyopsi/patoloji sonucu ile poliçe tarihinin yakın olması,
- Sağlık beyanı formunun boş veya sigorta aracısı tarafından doldurulmuş bulunması,
- Sigortacının yalnız hastalığın başlangıç tarihine dayanması,
- Kredi hayat sigortasında banka ve sigortacı sorumluluğunun birlikte tartışılması.
Dilekçede tıbbi kronoloji tablo hâlinde sunulmalı; “ilk belirti”, “tetkik”, “ön tanı”, “kesin tanı” ve “sigortalıya bildirim” tarihleri ayrılmalıdır.
Sonuç
Yargıtay’a göre hayat sigortasında ödeme reddi, varsayıma dayalı olamaz. Hastalığın poliçeden önce kesin olarak teşhis edildiği ve sigortalı tarafından bilindiği kanıtlanmadan “kasten gizleme” sonucuna varılması eksik incelemedir.
Kaynak notu
Kararın tam metni, kullanıcının Google Drive Bilgi Deposu’nda bulunan “hayat sigortası ve ölüm” başlıklı içtihat belgesinden alınmıştır.
Bilgilendirme Notu
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut olayın belgeleri, süreleri ve güncel mevzuat ayrıca değerlendirilmelidir.
Büro Bilgilendirmesi
Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.