Yayın türü: Karar İncelemesi

Faaliyet alanı: Ticaret Hukuku

Hukukî dayanak: HMK m.219-222; TTK m.5/A, 64, 89 ve devamı

Meta açıklama: Ticari defterlerin ibrazı, HMK m.222, cari hesap, açılış-kapanış onayı, elektronik defter ve ispat.

Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır. Somut dosyada olay tarihi, görev, süre ve güncel mevzuat ayrıca incelenmelidir.

Kararın Künyesi

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E.2014/3002, K.2014/8085

Kaynak niteliği: Bilgi Deposu / Doğrudan yargı kararı

Uyuşmazlığın Hukukî Sorunu

Ticari defterler tacirler arasındaki uyuşmazlıklarda güçlü delil olabilir; ancak usulüne uygun tutulma, onay, kayıtların birbirini doğrulaması ve karşı taraf defterleriyle ilişki ayrı ayrı incelenir. İncelenen kararın odak noktası, bu genel çerçevenin somut olayda hangi deliller ve usul kurallarıyla uygulanacağıdır.

Yüksek Mahkemenin Kabulü

Cari hesap ve sözleşme ilişkisi araştırılmalı, karşı taraf defterlerini ibraz etmezse HMK m.220 ve 222’nin sonuçları uygulanmadan karar verilmemelidir.

Usulüne uygun tutma ve onay

Defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için kanuna uygun tutulması, gerekli açılış/kapanış onayları veya elektronik beratların bulunması ve kayıtların birbirini doğrulaması gerekir.

Karşı taraf defterleriyle ilişki

Lehe kayıtların delil gücü, karşı tarafın usulüne uygun defterlerinde aykırı kayıt bulunup bulunmamasına veya ilgili konuda hiç kayıt olmamasına göre belirlenir.

İbrazdan kaçınma

Mahkemece verilen kesin sürede defter veya dayanak belge ibraz edilmezse HMK m.220 ve 222’deki sonuçlar, tarafın delillerini münhasıran defterlere hasredip hasretmediğine göre uygulanır.

Defter ile dayanak belgenin birlikte incelenmesi

Fatura ve cari hesap kaydı hizmetin veya mal tesliminin gerçekleştiğini her durumda tek başına kanıtlamaz; sözleşme, sevk, teslim ve ödeme belgeleriyle doğrulanmalıdır.

Kararın Uygulamaya Etkisi

Karar, ilk derece yargılamasında yalnız sonuç cümlesinin değil, delillerin toplanma biçiminin ve ispat yükünün de denetlenmesi gerektiğini göstermektedir. Taraflar, kararın kendi dosyalarına uygulanmasını isterken benzer ve farklı maddi olguları açıkça karşılaştırmalıdır.

Güncellik Notu

Elektronik defter, berat ve güncel TTK/HMK uygulaması ayrıca dikkate alınmalıdır.

Kaynak Metin / Doğrulama İçin Alıntılanan Bölüm


T.C.
YARGITAY
23. Hukuk Dairesi
ESAS NO      : 2014/3002 
KARAR NO    : 2014/8085   
 Y A R G I T A Y   İ L A M I
MAHKEMESİ     : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ              : 10/12/2013
NUMARASI       : 2012/28-2013/261
DAVACI            : T. Turizm ve Tekstil Tic. Ltd. Şti. Vek. Av. Mehmet Nar 
DAVALI            : A.E. Turizm Otelcilik Ltd. Şti. Vek. Av. Özlem Haydaroğlu 
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşmeler gereği müvekkilinin müşterilerinin davalıya ait otelde konakladıklarını, davalının, yılbaşı, bayram vs. tatil dönemleri için otel, konaklama, gala yemekleri vb. organizasyonlar düzenlediğini, 2011 yılı yılbaşı organizasyonu ile ilgili düzenlenen 03.12.2010 tarihli sözleşme nedeniyle müvekkili şirketin 21.144,00 TL alacağı olduğunu ve bu alacağın cari hesap şeklinde daha sonra yapılacak organizasyonlarda kullanılacağı yönünde anlaşmaya varıldığını, bu mutabakattan sonra 30.11.2011 tarihinde konaklamalı gala-grup sözleşmesi adı altında yeni bir anlaşma yapıldığını, bu organizasyon sonucu davalı şirket tarafından 25.12.2011 tarihinde   11.024,00 TL'lik fatura düzenlendiğini ve bu faturanın mahsubu neticesi cari hesapta müvekkil şirketin 10.120,00 TL alacağı kaldığını, bu alacağın ödenmediğini ve daha sonra yapılan organizasyonlarda da bu bedelin mahsubunun yapılmadığını, davalı şirkete ait otelde yapılacak 2011 yılı kurban bayramı ve 2012 yılı yılbaşı organizasyonu için müvekkili şirketle davalı şirket arasında grup sözleşmesi adı altında sözleşme imzalandığını, bu organizasyonlar için müvekkil şirketin 5 adet çeki davalı şirkete vermiş olduğunu, dava konusu 27.01.2012 tarihli 25.000,00 TL tutarlı çekin müvekkili tarafından ödenmediğini ancak yazılı ve açık sözleşme olmasına rağmen davalı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığını, bayram organizasyonu için 600 geceleme garanti olarak anlaşıldığı halde müvekkili şirket adına olan odalardan 43 gecelemenin davalı şirketin kendi müşterilerine kullandırıldığını ve bu nedenle müvekkilinin 6.130,00 TL alacağının doğduğunu, ayrıca yılbaşı programıyla ilgili olarak gala gecesinin yapılacağı balo salonunun tamamının müvekkili şirkete ayrılmış olmasına rağmen davalı şirketçe gala yemeğinde 110 kişilik ekstra masa açılarak müvekkili şirket aleyhine 9.350,00 TL haksız kazanç sağlandığını, bu şekilde cari hesap alacağı ve sözleşmeye aykırı davranışlar sonrası doğan alacakların toplamının 25.600,00 TL olduğunu, davalı şirkete verilmiş olan 27.01.2012 keşide tarihli çekin iadesi için davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, ancak ihtarnameye cevap alınamadığını ileri sürerek, 25.000,00 TL miktarlı çekle ilgili olarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin bir süredir davacıya verdiği hizmetin bedellerini alamadığını, davacının müvekkiline verdiği 25.000,00 TL bedelli çekin karşılıksız kaldığını ve bu nedenle icra takibi başlattıklarını, davacının alacağın tahsilini geciktirmek amacıyla dava açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan 09.11.2011 tarihli grup sözleşmesi gereğince davacının davalıya 27.01.2012 tarihli çekle beraber dava konusu yapılmayan diğer 4 adet çeki verdiği, dava tarihinde yürürlükte bulunan BK'nın 182. maddesi uyarınca asıl olanın peşin satış olduğu, peşin satışta mal ve bedelinin aynı anda verildiği yönünde karine bulunduğu, çek ödeme vasıtası olduğundan satışın peşin yapıldığının kabulü gerektiği, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı, davalıdan 10.120,00 TL cari hesap alacağı ve davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesinden dolayı 15.480,00 TL olmak üzere toplam 25.600,00 TL alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de; davacının ihtilaflı döneme ilişkin ticari defterlerini ibraz etmediği, ayrıca davalının sözleşmeye aykırı davrandığı iddialarıyla ilgili olarak dosyaya bir delil ibraz etmediği, davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Dava taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi uyarınca verilen çekten dolayı  borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dava, 24.01.2012 tarihinde açılmış olup, HMK'nın "ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesinin uygulanması gerekmektedir. Zira, 6103 sayılı Kanun'un 13. maddesi, 6335 sayılı Kanun'un 47. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 4/2. maddesinde, ticari davalarda da deliller ile bunların sunulmasının 1086 sayılı HUMK hükümlerine tabi alacağına ilişkin hükümde yer alan atıf, HMK'nın 447/2. maddesi uyarınca HMK'na yapılmış sayılır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2012 tarih ve 2011/11-862 Esas, 2012/51 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 219.(HUMK'nın 326.) maddesine göre her iki taraf kendi ellerindeki vesikaları (belgeleri) mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir davada ispat yükü kendisine ait olan tarafın, başka delillerle birlikte karşı tarafın ticari defterlerine de dayandığı, diğer anlatımla, delillerini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği, dolayısıyla da, uyuşmazlığa 6100 sayılı HMK'nın 222/5. (6762 sayılı TTK'nın 83/2.) maddesindeki özel hükmün uygulanamayacağı durumlarda; karşı tarafın kendi defterlerini mahkemeye ibraz etmesi ya da bundan kaçınmasına bağlanması gereken hukuksal sonuçlar, HMK'nın 220.(HUMK'nın 330.) maddesindeki konuya ilişkin genel düzenlemelere tabidir. HMK'nın 220.(HUMK'nın 332.) maddesi bir tarafın, mahkemece kendisine verilen süre içerisinde ilgili belgeyi ibraz etmemesi halinde, mahkemenin, o tarafın maksadını gözeterek, diğer tarafın o belgeye ilişkin açıklamasını kabul edebileceğini öngörmektedir. Önemle vurgulanmalıdır ki; HMK'nın 220.(HUMK'nın 332.) maddesindeki bu hüküm, taraflardan birinin delillerini salt karşı tarafın ticari defterlerine hasretmediği hallerde, ticari defterlerin mahkemeye sunulması bakımından da uygulanır. Diğer anlatımla, belirtilen bu durumda ticari defterler de, HMK'nın  220.(HUMK'nın 330.) maddesi anlamında “vesika” niteliğindedir. Öte yandan, ticari defterlerin ispat kuvvetini düzenleyen HMK'nın 222.(6762 sayılı TTK'nın 82.) maddesindeki hüküm, ticari işlerden dolayı tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda ticari defterlerin (maddede gösterilen koşulların mevcut olması kaydıyla), kesin delil niteliğinde bulunduğunu öngörmektedir. 6102 sayılı TTK'nın 64.(6762 sayılı TTK'nın 69.) maddesi uyarınca da defterlerini yöntemince tasdik ettirmeyen tacirin bu gibi defterleri lehine delil olamaz. Ancak kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır (HMK m. 222/4, 6762 sayılı TTK m.84,85).
Somut olayda davacı tarafça, davalı ile aralarında cari hesap ilişkisi bulunduğu ileri sürülmüştür. Dosya içeriğinden taraflar arasında 6102 sayılı TTK'nın 89 vd. maddelerinde öngörüldüğü şekilde yapılmış yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Bu durumda mahkemece, öncelikle geçerli bir cari hesap sözleşmesi olup olmadığı üzerinde durularak, cari hesap sözleşmesinin bulunması halinde cari hesap ilişkisi incelenerek davacı alacağının olup olmadığı, varsa alacağın miktarının belirlenmesi ve bu alacağın çek bedelinden fazla olup olmamasına göre, menfi tespit isteminin karara bağlanması; şayet cari hesap ilişkisinin bulunmaması ya da bulunsa bile davacı alacağının cari hesapta kayıtlı olmadığının anlaşılması durumunda; taraflar arasındaki sözleşmede, uyuşmazlıkların çözümünde davalının ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağına dair HMK'nın 193/1. maddesi uyarınca münhasır delil sözleşmesi niteliğinde hüküm bulunduğu gözetilerek, davalı vekiline müvekkilinin ticari defterlerini mahkemeye ibraz etmesi, aksi halde HMK'nın 220(HUMK'nın 332.) ve HMK'nın 222/5.(6762 sayılı TTK'nın 83.) maddeleri hükümleri uyarınca işlem yapılacağı hususu hatırlatılmak suretiyle kesin süre verilmesi ve ibraz etmesi halinde ise bu defter ve belgeler üzerinde de inceleme yapılarak, davacının iddia ettiği alacağının çek bedelinden fazla olup olmamasına göre menfi tespit isteminin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Öte yandan, bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemediği taktirde diğer tarafa yemin teklif edebilir. Ancak ispat yükü kendisine düşen taraf bütün delillerle iddiasını veya savunmasını ispatlamaya çalışıp bunu başaramadığı taktirde son çare olarak yemin deliline başvurur. HMK'nın 232/2. maddesi uyarınca tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamanki temsilcisidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu taktirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur. Somut olayda, davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olup; yukarıda açıklanan inceleme ve araştırma sonunda davacının alacağını kanıtlayamaması durumunda yemin teklif etme hakkı hatırlatılarak, HMK'nın 225. vd. maddeleri hükümleri de dikkate alınarak oluşacak uygun sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu hususun gözetilmemesi de doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, somut olayda, davacı tarafça hizmet sözleşmesinin varlığı ve hizmetin alındığı kabul edilmekle birlikte, bir kısım hizmetin ayıplı ifa edildiği ve davalıdan bu yönden alacak doğduğu ileri sürülmüş, tanık beyanlarına dayanılmış ise de, mahkemece davacının delil ibraz etmediği ve kötü hizmetin kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ilamı). YHGK'nm 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli hertürlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkündür. Bu durumda mahkemece, davalının hizmetin ayıplı ifa edildiği yolundaki iddiası ile ilgili deliller toplanıp değerlendirilmesi, ayıp ihbarının makul sürede yapılıp yapılmadığı hususu üzerinde de durularak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye ve yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 11.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
http://www.karamercanhukuk.com/yargitay-karari/yemin-tuzel-kisi-temsilci-yetkili-organi
http://www.kararara.com/forum/viewtopic.php?t=18130&p=33709#p33709
6100 S. HMK 222 - TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI
gönderen admin » 28 Şub 2014, 13:10
YARGITAY 23. Hukuk Dairesi
Esas: 2013/4530 
Karar: 2013/5206

TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI 

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatif üyesi olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiğini, davalının bütün üyelerine daire tahsis ettiği halde müvekkiline tahsis edilen bir daire bulunmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin talepler saklı kalmak üzere bir daire bedeli ile 5 yıllık mahrum kalınan kira bedeline karşılık 6.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının aylık aidatlarını tam olarak ödediğini ispatlayamadığı, buna ilişkin yazılı belge sunmadığı, davacı tarafından davalı kooperatif kayıtlarına dayanılsa da davalı kooperatifin muhasebe kayıtlarının muhasebecisi tarafından kaybedildiği, davacının aidatları eksik bile olsa ödediğini ispatlayamadığı, gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, kendisine konut tahsis edilemeyen kooperatif üyesinin tazminat ve kira kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının ödemeleri ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça davalı kooperatifin defterleri ve ilgili belgelerine dayanmış olmasına rağmen kooperatif kayıtları incelenmeden karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 222/5. maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmü düzenlenmiştir.

Bu durumda mahkemece, davalı kooperatife defter, kayıt ve belgelerini sunmak üzere HMK'nın 222/5. maddesine uygun ihtarlı tebligat gönderilerek kayıtların ibraz edilip edilmemesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalı tarafın defter, kayıt ve belgelerinin zayiine ilişkin herhangi bir zayi belgesi sunulmadığı hususu da gözardı edilerek, defterlerin kaybedilmiş olmasının sorumluluğunun davacıya yüklenmesi ve anılan şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

6100 S. HMK 222 - TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI
gönderen admin » 28 Şub 2014, 13:13
YARGITAY 11. Hukuk Dairesi
Esas: 2013/6767 
Karar: 2013/22167

TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI

Taraflar arasında görülen davada ...1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/01/2013 tarih ve 2010/600-2013/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sibel Demir Saldırım tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 07 CCS 96 plakalı kamyonu ile davalı kooperatifin üyelerinden olup, davalı kooperatife nakliye hizmeti verdiğini, müvekkili tarafından yapılan taşımacılık hizmetinin ücretinin davalı kooperatifçe ödenmediğinden bahisle 30.000,00 TL alacağın ticari reeskont faizi ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin davacıya borçlu değil aksine davacıdan alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına, toplanan delillere ve düzenlenen bilirkişi raporuna göre, her ne kadar davacı tarafından davalıya yemin teklif edilmiş ise de, davacının kendi aleyhine olan ticari defter ve kayıtlarına göre davaya konu fatura bedellerini tahsil ettiğinin anlaşıldığı, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 84. maddesi ve davadan sonra yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nın 222/4. maddesi gereğince davacının fatura bedellerini tahsil ettiğinin kabulü gerekeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, taşıma bedelinin tahsili istemine ilişkin olup; mahkemece bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir. Bilirkişi tarafından hazırlanan 09/09/2011 tarihli raporda, davacının düzenlediği dava konusu faturaların tamamının kapalı fatura şeklinde düzenlenmiş olduğu ve bu nedenle bedelinin aynı anda tahsil edilmiş sayılacağı ve davacının ticari defterlerinde de bu yönde kaydın olduğu bildirilmiş, davalının defterlerini ibraz etmemiş olması nedeniyle, davalının defterleri incelenmemiştir. Davacı, faturaları kapalı olarak düzenlemiş ise de, bedelin ödenmediğini iddia etmektedir. Ticari işlerde iş sahibinin kestiği faturanın akite edilmesi, yazı altının kapatılarak imzalanması fatura bedelinin ödendiğine karine teşkil eder. Karinenin aksini ispat külfeti fatura bedelinin ödenmediğini iddia eden davacıya düşmektedir. Davacı bu konuda davalı kooperatifin defterlerine ve yemin deliline dayanmıştır. Mahkemece davalıya defterlerini ibraz etmesi, aksi takdirde defterleri ibrazından kaçınmış sayılacağına dair davetiye tebliğine rağmen, davalı defterlerini ibraz etmemiş, ayrıca davacının fatura bedellerinin ödenmediğine ilişkin yemin teklif etmesi nedeniyle yemin davetiyesinin de davalıya tebliğ edilmesine rağmen, davalı yemine de icabet etmemiştir. Bu durumda davacının karinenin aksini ispatladığı göz önüne alınarak, bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. 

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6100 S. HMK 222 - TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI
gönderen admin » 28 Şub 2014, 13:29
YARGITAY 1. Hukuk Dairesi
Esas: 2013/120 
Karar: 2013/16148 

TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI
TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI

Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.11.2013 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat ... ile diğer temyiz eden vekili Avukat ..., Avukat ... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Gamze Ünal tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Dava, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil ve alacağın tahsili isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairece; ''... Somut olayda taraflar arasında borç alma karşılığı çekişme konusu taşınmazın mülkiyetinin davalı tarafa devredildiği ve bu işlemle ilgili olarak "anlaşma" başlığını taşıyan sözleşme yapıldığı konusunda taraflar yönünden çekişme bulunmadığı, esasen ...2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.11.2003 tarih 2002/690 Esas 2003/507 Karar sayılı tasarrufun iptaline ilişkin karar dosyasında davalı vekilince taraflar arasındaki ilişkilerin açıkca karz mukabili temlik olduğunun da bildirildiği, öte yandan eldeki davada davalılar vekilinin 13.9.2004 tarihli havale dilekçesinde de aynı hususların tekrar edildiği, her ne kadar mahkemece, anılan belgede tarih bulunmadığı ve akitten sonra yapıldığı kabul edilerek neticeye gidilmişse de İnanç sözleşmesine dayalı iddiaların, şekle bağlı olmayan tarafların imzasını içeren yazılı belge ile kanıtlanabileceği 5.2.1947 tarih 20/6 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının doğal bir sonucu olduğu, bilindiği üzere, İnançları Birleştirme Kararlarının konuları ile sınırlı, sonuçları ile bağlayıcı olduğu, açıklanan bu ilkeler karşısında dosyaya sunulan belgeye hukuki değer tanınması gerekeceğinin tartışmasız olduğu, hal böyle olunca; öncelikle davacının davalıdan almış olduğu paranın ödenip ödenmediğinin belirlenmesi ve bu konuda Borçlar Kanunu'nun 81. maddesi hükmünün gözetilmesi, ödendiğinin belirlenmesi halinde davanın kabulüne, aksi takdirde ödenmediği belirlenen miktarın anılan madde hükmü uyarınca davalı tarafa ödenmesi hususunda mahkeme veznesine depo ettirilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerektiği'' hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile tapu iptal ve tescile, bilirkişilerce tespit edilen ve davacı tarafından depo edilen bedellerin davalı firmalar ile M... Tekstil Limited Şirketine ödenmesine karar verilmiştir. 

Hemen belirtilmelidir ki, bozmaya uyulmakla tarafları yararına usuli kazanılmış haklar doğar. Öyleyse mahkemece yapılacak iş, bozmada işaret edilen ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak davanın sonuca bağlanmasından ibarettir.

Ne var ki; mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmiş değildir. 

Şöyle ki, bilindiği üzere; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı TTK)’nun 84. maddesi; ''Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.'' hükmünü içermektedir.

Aynı konuda '' Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması'' başlıklı 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu (HMK)’nun 222/4. maddesi; ''Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.'' hükmünü içermektedir.

Somut olaya gelince; taraflar tacir olup, defterlerini usulüne uygun olarak tuttukları, ancak her iki tarafın ticari defterlerinde kapanış onayının bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı ...Tekstil Ltd. Şirketinin defterlerinde ...3. Noterliği'nin 29.01.2002 tarih ve 1057 yevmiye numarası ile kapanış tasdikinin bulunduğu belirtilmiş ise de anılan noterlikle yapılan yazışma neticesinde sözkonusu tarih ve yevmiyenin başka bir işleme ait olduğunun bildirilmiş olması karşısında davalı Gomateks Firmasının da ticari defterlerinin kapanış tasdikinin bulunmadığı sonucuna varılması gerektiği anlaşılmaktadır. 

O halde, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının sahipleri aleyhine delil olacağının kabulü yönündeki ilkenin gözardı edilerek sonuca gidilmiş olması doğru olmadığı gibi, davalı firmaların defterlerinde belirtilen iş avanslarına dayanak teşkil eden ödeme belgesi, makbuz, fatura vs. belgeler üzerinde inceleme yapılmamış olması da doğru değildir. 

Hal böyle olunca; öncelikle davalı firmaların ticari defterlerine, özellikle iş avanslarına dayanak tüm fatura, makbuz, ödeme belgesi gibi vs. belgelerin davalı firmalardan temin edilmesi ondan sonra ticaret hukuku konusunda uzman bilirkişi ile mali müşavirlerin aralarında yeraldığı 3 kişilik bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınarak çekişmeye konu '' Anlaşma'' başlıklı belgede isimleri yeralan firmaların cari hesaplarının kapatılıp kapatılmadığı, kapatılmamış ise davacının hangi sebeplerden dolayı ne kadar borcunun bulunduğunun belirlenmesi ve yukarıda değinilen ilkelerde gözetilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.

Kabule göre de; M... Tesktil Limited Şirketi dosyada taraf olarak yeralmadığı ve ''Anlaşma'' başlıklı belgede bu firmanın ismi geçmediği ve yalnızca G... Limited Şirketi, A... Tekstil Limited Şirketi ve İ... Tekstil G... firmalarının cari hesabından bahsedildiği halde, bu firmanın defterleri üzerinde de inceleme yapılarak depo edilen miktardan 5.492,68.-TL'nin bu firmaya ödenmesi yönünde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir. 

Davacı vekili ile davalılar ekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden tarafların vekilleri için 990.00.'ar-TL. duruşma avukatlık parasının karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, 19.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
6100 S. HMK 222 - TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI
gönderen admin » 28 Şub 2014, 13:38
YARGITAY 19. Hukuk Dairesi
Esas: 2013/3879 
Karar: 2013/8046 

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile olan ticari ilişkisi nedeniyle alacağının olduğunu, davalının fatura bedelini ödememesi üzerine aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40'tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 

Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkiline mal teslimatı yapılmadığı gibi takibe dayanak irsaliyeli fatura altındaki imzanın da müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının ticari defterlerine göre, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalının, takip dayanağı irsaliyeli faturada yer alan malları davacıdan aldığı, davalı ticari defterlerini sunmadığından davacı defter kayıtlarının davalı aleyhine delil vasfında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, koşulları oluştuğundan %40 oranındaki tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar tacir olup ticari defterlere delil olarak dayanılmıştır. Mahkemece davacının ticari defterlerinin iddiayı doğruladığı, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle aleyhine delil olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra yapılmıştır. Buna göre anılan Kanunun 448. maddesi uyarınca ticari defterlerin delil niteliği yönünden HMK'nın 222. maddesi uyarınca bir inceleme ve değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. 

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6100 S. HMK 222 - TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI
gönderen admin » 28 Şub 2014, 13:43
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi
Esas: 2012/9592 
Karar: 2012/15940

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili; davalının müvekkiline 2010 yılından devreden ve 2011 yıllarına ait yapılan işler gereğince kesilen faturalara dayalı olarak 42.660,45 TL borcu olduğunu, müvekkilinin faturaya dayalı alacağının tahsili amacıyla yapılan takibe davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; müvekkilin davacıya borcu olmadığını, faturanın hukuki ilişki ve borcun varlığı için yeterli bir delil olmadığını, dava dilekçesinde borcun nereden doğduğu açıklanmadan borçtan bahsedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; davacının öncelikle akdi ilişkiyi ispatlaması gerektiği, davacının bu amaçla herhangi bir yazılı delil ibraz edemediği, ancak davacının akdi ilişkinin ispatı için ayrıca münhasıran davalı defterlerinin incelenmesini de talep ettiği ve aynı zamanda delil dilekçesinde de davalı defterlerine dayandığı, davalıya defter ve belgelerinin ibrazı amacıyla 06.12.2011 tarihli oturumda kesin mehil verilerek meşruhatlı davetiye çıkarıldığı, davalının defter ve belgelerini ibraz etmediği, bunun üzerine 6762 sayılı TTK'nun 83/2 maddesi gereğince davacıya yemin verildiği, davacının 12.04.2012 tarihli oturumda işbu yemini usulüne uygun olarak eda ettiği, bu durum karşısında ve yapılan yargılama neticesinde davacı ile davalı arasında cari hesaba dayalı bir akdi ilişkinin bulunduğu ve davacının davalıdan halen 42.660,45 TL alacaklı olduğu, davacının takipteki faiz isteminden vazgeçtiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 42.660,45 TL üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

6100 sayılı HMK'un 222/5 maddesi uyarınca; dava açıldığında, davanın taraflarından biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir, ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Bu hüküm, taraflardan birinin delilini, tacir olan karşı tarafın ticari defterlerine hasretmesi halinde uygulanır. Eğer taraf, delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmeyerek, karşı tarafın ticari defterlerinin yanısıra başka delillere de dayanmışsa, HMK'un 222/5 hükmü değil, HMK'nun 220. maddesi uygulanır. Dolayısıyla uyuşmazlığa HMK'nun 222/5 maddesi ile getirilen yeni düzenleme ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nun 83/2. maddesindeki hüküm uygulanamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.09.2006 tarihli ve 19-543/587 sayılı kararı)
Davada, davacı 11.07.2011 tarihli delil listesinde delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmeyerek, karşı tarafın ticari defterlerinin yanısıra başka delillere de dayanmıştır. Bu durumda mahkemece, davalının defterlerini mahkemeye ibrazdan kaçınması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 220. maddesi uyarınca işlem yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6100 S. HMK 222 - TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI
gönderen admin » 28 Şub 2014, 13:45
YARGITAY 19. Hukuk Dairesi
Esas: 2011/3796 
Karar: 2011/13273 

İTİRAZIN İPTALİ DAVASI
TİCARİ DEFTERLERİN İBRAZI VE DELİL OLMASI

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 684,50,-TL tutarındaki bakiye alacağın yanı sıra müvekkilince 9.015,20,-TL miktarlı fatura içeriğindeki mal ve hizmetin davalıya verildiği halde bedelinin ödenmediğini, aleyhine girişilen takibe davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali, takibin davamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; yanlar arasında akdi ilişki bulunmadığını bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davacı yanca kanıtlanan alacak davasının kabulüyle davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, hükmolunan tutarın %40’ı oranına tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Taraflar tacir olup, davalı vekili davaya karşı verdiği cevap dilekçesinde müvekkilinin ticari defterlerine delil olarak dayanıldığını bildirmiş ve 16/3/2010 tarihli oturumda ise ticari defterleri dosyaya sunduğunu beyan etmiştir. Mahkemece davacı taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, davalı defterleri incelenmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece taraf ticari defterlerinin 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi uyarınca incelenip, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir. 

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Formun Üstü
Kullanıcı adımı unuttum. 
Hesap açın 
Formun Altı
Ziyaretçi Trafiği
Bu gün70 
Dün122 
Bu hafta70 
Bu ay1046 
Toplam12053 
8
Online
Pazartesi, 09 Mart 2015 12:57 
İstatistikler 
Makale Görünüm Sayısı
724177
Çevrim içi olanlar
24 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi
Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması 
 Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması
                                                                                                                                                              & Hüseyin Tuztaş &
Özellikle ticari davalarda, ticari defterlerin delil olarak çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması aynı başlıkla 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK 222. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak bu madde ülkemizde ticari davaların bir çoğunun çözümünde önemli bir delil sayılan ticari defterleri tüm boyutları ile ortaya koyan bir madde olmaktan  uzaktır. Ancak bu eksiklik Yargıtay kararları ile giderilmeye çalışılmaktadır. İşte bu makalede HMK’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. maddesi ile 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK ticari defterler ile ilgili düzenlemeleri, Yargıtay kararları ve doktrin ile  birlikte değerlendirerek ticari davalarda ticari defterlerin delil niteliğini teorik bilgiden ziyade doğrudan uygulamaya dayalı somut örnekleri ile  ortaya koyarak bu konudaki eksikliği gidermeye çalışacağım. 
Ticari Defterlerin Tutulmasının Zorunluluğu
Tacirler ticari işletmesi ile ilgili olarak yasalarda belirtilen zorunlu defterleri yasalarda öngörüldüğü şekilde tutmak zorundadır. Bu husus  6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 64. maddesinde ise şu şekilde düzenlenmiştir
(Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.
 (2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. Yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin üçüncü ayının sonuna kadar notere yaptırılır. Ticaret şirketlerinin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılışı ticaret sicili müdürlükleri tarafından da onaylanabilir. Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.
(4) Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir.
(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.
HMK 222. maddesindeise “Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.” Şeklinde düzenlenmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere tacirler yasalarda belirtilen ticari defterlerini yasaların öngördüğü şekilde tutmak ve yine yasaların öngördüğü zamanlar içinde açılış ve kapanış kayıtlarını notere onaylatmak zorundadırlar. Ayrıca tuttukları ticari defterlerine  yaptıkları ticari alış verişle ilgili kayıtları TTK 65 ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde işlemek zorunludur.
Ticari Defterlerin Mahkemenin Talebi Halinde İbraz Zorunluluğu
6102 sayılı TTK 83. maddesinegöre “Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.”
TTK 85. maddesin de“Malvarlığı hukukuna ilişkin olan, özellikle de mirasa, mal ortaklığına ve şirket tasfiyesine ilişkin uyuşmazlıklarda, mahkeme, ticari defterlerin teslimine ve bütün içeriklerinin incelenmesine karar verebilir.” Şeklinde ki düzenlemesi ile malvarlığını ilgilendiren davalarda ticari işletme ile ilgili tüm ticari defterlerin incelenmesine hakim karar verebilecektir.
Getirilen bir yenilik ile görüntü ve veri taşıyıcılara aktarılmış belgelerin ibrazı 6102 sayılı TTK 86. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir “Saklanması zorunlu olan belgeleri, sadece görüntü veya başkaca bir veri taşıyıcısı aracılığıyla ibraz edebilen kimse, giderleri kendisine ait olmak üzere, o belgelerin okunabilmesi için gerekli olan yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmakla yükümlüdür; icap ettiği takdirde belgeleri, giderleri kendisine ait olmak üzere bastırmalı ve yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalarını sunabilmelidir.”
Defterin ibraz zorunluluğu 6100 sayılı HMK 222. maddesinin birinci fıkrasında“Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.” Şeklinde 6102 sayılı TTK 83. maddenin birinci fıkrası tekrarlanmıştır.
Mahkemenin ibraz konusundaki kararı karşısında tarafların ticari defterlerini bilirkişi incelmesi için ibraz etmesi zorunluluğu da  TTK 83/2 yollaması ile HMK 219. Maddesinde “Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.”  Şeklinde açıkça belirtilmiştir. Ticari defterler tutulmadığında gerekli onayları yapılmadığın da ve denetim için istendiğinde ibraz edilmediğinde cezai müeyyideleri de 6102 sayılı TTK  562. maddesinde düzenlenmiştir. 
Akdi ilişkinin ispatı Sorunu
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki  bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belgeler ile  ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu HMK 187,190 ve 200. maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
İspatın konusu HMK 187. maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.(2) Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.”Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu iseHMK 190. maddesin de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.
İspat vasıtaları ise HMK 200. maddesin de “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.(2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir.
Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir. Buna ilişkin kararlılık kazanmış Yargıtay kararlarından bazıları aşağıda sunulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.07.2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.
Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun  06.11.2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.).
 Satış  bedelinin  miktarı itibariyle, teslim savunmasının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288.maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması zorunlu bulunduğu gibi, aynı Kanun’un 293.maddesinde gösterilen, tanıkla kanıtlama olanağının tanındığı hallerden herhangi birinin varlığı da, davacı tarafça ileri sürülmemiştir.  Davalının , teslim savunması yönünde davacının tanık dinletmesine açık bir muvafakati olmadığı gibi; tersine, davalı vekili, buna muvafakat etmediğini açıkça bildirmiştir. Bu durumda, davacı satıcı, dava konusu satılanı davalı alıcıya teslim etmiş olduğu yönündeki savunmasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Mahkemenin buna rağmen dinlediği tanıkların beyanlarına itibar edilemez.(1)* 
19. Hukuk Dairesinin 04.04.2011 Tarihli kararında“Davacı vekili, davalıya satılan malın bedelinin ödenmediğini, 3 adet faturadan doğan alacağın tahsili amacıyla yapıl

[Kaynak metin teknik sebeple 45.000 karakterle sınırlandırılmıştır.]

Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, müvekkillerine ticaret hukuku süreçlerinde Adana'da ticaret hukuku avukatı olarak rehberlik ederek, en iyi sonuçları elde etmelerine yardımcı olmaktadır.

İlgili İçerikler

Büro Bilgilendirmesi

Ahmet Özer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu, karar incelemesi kapsamında ele alınan uyuşmazlıklarda Adana’daki başvuruculara hukuki süreç hakkında bilgilendirme ve temsil hizmeti sunmaktadır.